şampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şampiyonlar ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2012

Endüstriyel Kura

Şampiyonlar Liginde 2. Tur eşleşmeleri Nyon'da gerçekleşen kura çekimiyle belli oldu. Buna göre eşleşmeler; 
şeklinde gerçekleşti. 

Galatasaray'ın grup kuralarındaki şansının devam etmesi hepimizi sevindirdi. Terim ve ekibinin grup maçlarının tamamlandığı günden bu yana gönüllerinden geçen rakibin Schalke olduğunu biliyoruz. Bu yüzden bu kuraya en çok onların sevindiğini tahmin ediyorum. Bununla birlikte olası rakiplere bakıldığında Schalke'nin de kura öncesi gönlünden geçen takımın Galatasaray olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yani şu eşleşmeler arasında eşleşmeden iki ekibinde memnun olduğu tek eşleşme diyebiliriz. Belki birazda Porto-Malaga eşleşmesi için benzer şeyler söylenebilir.

Her ne kadar şanslı bir kura çeksek de Galatasaray'ı birbirinden zorlu favorinin olmadığı iki maç bekliyor. Neticede iki denk takımın başa baş mücadelesi olacak. Rakip kim olursa olsun iki ekibinde hücum oyununu benimsemeleri itibariyle maçların bol pozisyonlu bol gollü olacağını düşünüyorum. Hal böyle olunca iki maçta birbirinden keyifli, birbirinden çekişmeli geçecektir. 

Bu eşleşmenin Galatasaray için en önemli boyutuysa sezon başında hayal olarak görülen çeyrek finalin hedef haline gelmesi ve beklentilerin yükselmesidir. Rakip Schalke değilde Barcelona, Bayern, veya Dortmund olsaydı kimse çeyrek final beklentisi içinde olmayacak Galatasaray takım olarak rahat maçlar oynayacaktı. Ancak rakip Schalke olunca tüm camia beklenti içine girdi ve çeyrek final hesapları yapılmaya başlandı. Bu beklenti takıma baskı olarak yansıyacaktır. Bu noktada Terim ve ekibinin bu baskıyı lehimize çevirerek motivasyona dönüştüreceğine yürekten inanıyorum. Çünkü daha önce yaptık yine yaparız. 

Bu eşleşmenin takımımız için bir diğer önemli boyutuysa transfer politikası olacaktır. Çünkü artık olası transfer hedefleri belirlenirken çeyrek final hesapları gözetilerek yapılacaktır. Bu yüzden Galatasaray'ın devre arası transfer döneminde cömert davranacağını düşünüyorum. 

Galatasaray-Schalke eşleşmesinin dikkatimi çeken tuhaf bir yönü var. Galatasaraylı renktaşlarım kızacak belki ama değinmeden edemeyeceğim. Schalke'nin ana sponsoru Gazprom'un Şampiyonlar Ligi resmi sponsorları arasına katıldığı sene Schalke'nin 2. Tura yükselme başarısı göstermesi; benzer şekilde Yapı Kredi'nin Şampiyonar Ligi sponsorları arasına katıldığı sene Galatasaray'ın 2. Tura yükselmesi ve bu iki takımın gönüllerinden geçtiği gibi birbirleriyle eşleşmeleri dikkatimi çekti. Grup kuralarına da bakılırsa bu iki takımın nispeten kolay rakiplerin bulunduğu gruplara düştüğünü görebiliriz. İnsanın aklına ister istemez UEFA'nın sponsorlarını memnun etme çabası içinde olabileceği ihtimali geliyor. Başlığı da futbolun paranın esiri olduğunu vurgulamak için kullandığımız endüstriyel futbol deyiminden esinlenerek endüstriyel kura koydum. Kim bilir artık kuralar da şansa göre değil para sahiplerini memnun etme kaygısına göre çekiliyordur. 

6 Aralık 2012

Yaşasın Yeni Kral


Galatasaray ilk yarıda grup liderliğini garantilemiş, bir an önce bitse de gitsek havasındaki takım hüviyetindeydi. İlk devrede izleyenleri üzen şey takımın geride olması değil, oynanan oyundu. Taraftar Şampiyonlar Ligi özlemiyle turun heyecanını günler öncesinden yaşamaya başlamasına rağmen sahadaki oyuncularda bu heyecanın yarısı bile yoktu. O oyuna rağmen devreyi bir farkla geride tamamlamamız şanstı. Açıkçası Terim'den devre bitmeden hamle bekledim ama bütün sinirine rağmen devre sonuna kadar sabretti. Devre arasında Burak Şahin'le aramızda maçı değerlendirirken ikimizde orta sahanın güçlendirilmesi konusunda hemfikirdik. Benim beklentim Elmander ve Melo'nun çıkıp Yekta ve Amrabat'ın girmesi yönündeydi. Çünkü sahada geldiği günden beri en kötü oyununu oynayan bir Elmander vardı. Terim'de inanamamış olacak ki devre sonuna kadar sabretti kendisine. Nitekim Terim ikinci yarıya hem iki oyuncu değişikliği hemde diziliş değişikliği ile başladı. Orta alanı beşledi ve ilk yarıda rakibe bıraktığımız orta alan üstünlüğünü biz aldık. İki takım arasındaki kalite farkı da bu andan itibaren ortaya çıktı ve ihtiyacımız olan golleri atarak turu söküp aldık. 

Sezon başından beri istenilen oyunu birkaç maç dışında ortaya koyamayan Galatasaray için bu maçın kırılma maçı olduğuna inanıyorum. Sezon başından beri bu oyuncuların 4-4-2 dizilişinde etkili olamayacağını sürekli yazdık çizdik. Geçenlerde Terim'de Gs Tv'deki röportajında yeni oyuncuların 4-4-2 dizilişine uyum sağlayamadığından bahsetti ve gerekirse dizilişten vazgeçebileceğinin sinyallerini verdi. Ama puan kayıplarına rağmen ligde lider, Şampiyonlar Liginde tur şansımızın devam etmesi Terim'in B planını ertelemesine neden oldu. Terim nasıl geçen sene Gaziantep maçından sonra 4-3-3'den vazgeçip elimizdeki oyuncu tipine daha uygun olan 4-4-2'ye döndüyse bence bu maçın ikinci yarısından itibaren mevcut kadromuza daha uygun olan 5'li orta saha sistemine dönmüştür. Yani umuyorum öyle olmuştur. Eğer bu maçın ikinci yarısında olduğu gibi bundan sonra orta alanı kalabalık tutarsak, ligde galibiyet serisi yakalayarak farkı açacağımıza inanıyorum. 
Şampiyonlar Liginde bu sezon için hedeflediğimiz başarıyı yakaladık. Ancak söz konusu Galatasaray olduğu için hedef hep kupaya kadar gitmektir. Birkaç takviye ve şanslı bir kura ile çeyrek finalin hayal olmadığına inanıyorum. Biz Avrupa'da elde ettiğimiz başarıları hayal ederek ve inanarak kazandık. Bugün Avrupa'nın en önemli 3 kupasından 2'si müzemizdeyse bir an olsun tükenmeyen inancımız ve son saniyeye kadar gösterdiğimiz mücadeledendir. 

İnancın vücut bulmasıdır Galatasaray. Tebrikler Aslanlar. Tebrikler İmparator ve ekibi. 

Bugün attığı golle Galatasaray'da yeni bir kulüp rekorunu daha kıran Burak Yılmaz'ı bilerek sona bıraktım. Burak Yılmaz bugün attığı golle artık Galatasaray'da kendini kabul ettirmiş ve o bölgenin ilk sahibi olmuştur. Her ne kadar Galatasaray'da büyük oranda kabul görmüş olsa da kendisine muhalif belli bir kesim vardı. İşte bugünden itibaren artık tüm camiaya kendini kabul ettirdiğine inanıyorum. Muhtemelen Terim bundan sonra 5'li orta sahayı tercih edecek ve kendisi de ileri uçta tartışmasız ilk tercih olacaktır. Nitekim yazının başlığını da kendisine atfen yazdım. Yaşasın yeni kral. 

21 Kasım 2012

BURAK'IN MANCHESTER'E ATTIĞI GOL


Grup kuraları çekildiğinde önce fikstürü görelim dedik. Çünkü Man UTD ile ne zaman oynayacağınız, Şampiyonlar liginde puan hesabı yapmanızdaki standart sapmadır. Hepimiz United'in gücünü de Sir Alex'in kafa yapısını da az çok biliyoruz. Geçen sezon ŞL de yaşanan büyük hezimetten sonra Kırmızılar işi sıkı tutacak ve muhtemelen ilk üç maçta dokuz puanı cebine koyacaklardı. Önemli olan bizim United'la ikinci maçı hangi hafta oynayacağımızdı.

Fikstürü gördüğümzade bir çoğumuz Fergusson'un eğer ilk tur maçlarında büyük bir sürpriz yaşamazssa İstanbul'a Rooney, Van Persie gibi büyk yıldızlarını getirmeyeceğni tahmin ediyorduk. Zira bu Fergusson'u Sir yapan, genç futbolcuları birer yıldıza dönüştürüp futbol dünyasının semaalarına asma özelliği  için olanak sağlayan en büyük fırsat. Premier lig'de fazlaca şans buamayan, Bir dönem yıldızı parlayıp şu anda ilk onbire giremeyen ya da gelecek için çok büyük ışıklar verip şimdilik o tecrübeye sahip olmayan bir çok oyuncuyu geçtiğimiz dönemlerde de tıpkı bugün olduğu gibi sahaya sürüp, Şampiyonlar Ligi gibi büyük bir arenada kimine sırf bu atmosferi yaşasın, kimine kaybettiği formayı geri alsın diye şans verdiği çok olmuştur.

Daha önce hem Fenerbahçe'nin hem Beşiktaş'ın karşısına yedek kadrolarla çıkıp üçer puan bırakan United, bukez de Galatasaray'ın karşısına yedeklerden kurulu bir takımla çıktı. Ve Terim, Fergusson'un bu ikramını değerlendirmeyi bildi.

Bugün ki onbirden sadece genç Rafael ile Kaptan Carrick son dönemde alışdığımız onbir de istikrarla forma giyen iki isimdi. Fergusson  Carrick'in yanına bir dönem ortasahanın değişmezi olan Fletcher' koyarak oyunu elinde tutmak istedi belli ki.İlk onbirde şans bulamasa da ülkemize gelmesi büyük olay olacak Anderson, Wellbeck, Hernandes gibi isimlerle de hucum ettti, gol aradı.

Evet sahada gerçekten çok önemli isimler vardı ama hiç biri bir Nani, bir Ferdinand, bir Vidic,bir  Rooney, bir Van persie değildi. Zaten bizi bu gün Manchester United'i yenmek değil, Braga ve Cluj maçlarına şanssız kaybettiğimiz puanları geri almak ilgilendiriyordu.

Sahadaki onbirimiz içinde aksayan tek isim sakatlığı henüz atlatamamış görüntüsü veren Elmander'di. Son haftaların formsuz ismi Eboue "nasıl olduysa bir anda toparlamış". Özellikle ikinci yarı müthiş bindirmeler yaptı. Melo yavaş yavaş kendine geliyor. Biraz daha az tutmalı ayağında topu. Melo'nun toparanması Selçuk'a da olumlu yansıyacaktır. Hamit yine sahanın en iyilerindendi. Amarabat da bu  sezon çok az gördüğümüz kadar efektifdi. Bazı pozisyonlarda gereksiz şut tercihleri oldu ama bu gün  onun varlığı Rafael'i kendi yarı alanında tutmayı sağladı ki bu da maçınn yıldızına yani Riera'ya büyük kolaylık sağladı. Şampiyonlar Ligi başladığından bu güne oynadığı üç maçta da kalbur üstü futbol oynayan tek futbolcu Albert Riera. Braga maçında da Cluj maçlarında da üst düzey futbol oynadı. Müthiş bindirmeler yaptı. Zaten tecrübesi hakkında konumaya gerek yok. Mükemmel top saklıyor. Topu ne zaman nasıl kullanacağını biliyor. Basit oynamayı seviyor. Ne bir saniye eksik ne bir saniye fazla top tutuyor. Bir hücum oyuncusu olduğu için normal olarak savunma sıkıntıları var. Yavaş yavaş dersek haksızlık olur. Ciddi bir süratle savunmasını geliştiriyor. Dany ve Semih'in hala kademe hataları varken, Riera tertemiz ters kademe yapabiliyo. Maşalah diyelim.

Burak Yılmaz'la ilgili bişey söylemek istemiyorum zira Türkiye'de santrafora bakış bi acayip. 5 maç 5  gol :)) 

Velhasıl Fergusson'un ikaramını iyi değerlendirdik. Man UTD yedek takımının kalitesi CLUJ dan bi gömlek üstündür diye düşünüyorum. Yani aynı ikramı Cluj değerendiremez. Muhtemelen Bragada alacağımız bir beraberlik bizi üst tura taşır.

No Way Out



Her puanın altın değerinde olduğu Avrupa arenasında Galatasaray ManU karşısında dengeli, akıllı ve sabırlı bir oyunla 3 puanı aldı. Son haftalardaki istikrarsız oyun böylesi kritik bir maç öncesi haklı olarak herkesi endişelendiriyordu. Ancak Galatasaray bu sezon belkide ilk defa Şampiyonlar Ligi seviyesinde oyun ortaya koydu. Özellikle bu sezon çok sıkıntı yaşadığı takım savunmasında bu maçta çok başarılıydılar. Sonradan sol bek Riera mükemmele yakın oynadı. Bununla birlikte haftalardır yokları oynayan Eboue yine çok iyi bir oyun ortaya koydu. Hücumda top kullandığı her pozisyonda etkili olduk. Yine defansta çok kritik müdahalelerde bulundu. Gereksiz top kullanmayı seven Dany bunları minimuma indirmiş göründü. Koşamayan tank Cris'ten sonra Semih'in önemini bir kez daha anladık ve ona güvenen bizleri utandırmadı. Takım için ne kadar önemli olduğunu gösterdi. 
Yine orta alanda Selçuk-Melo ikilisi eski günlere dönüş sinyalleri verdi. Melo krtitik müdahaleleriyle defanstaki arkadaşlarının yükünü azaltırken hücuma da önemli katkı sağladı. Aylar sonra fizik olarak da iyi bir görüntü verdi. 
Hamit takımın oyun içindeki lideri görünümünde. Sorumluluk almaktan kaçmayıp elinden gelen her şeyi sahaya yansıtıyor. Özellikle bu tip maçlarda tecrübesiyle takıma çok önemli katkılar veriyor. 
Amrabat geldiği günden beri belkide en iyi oyununu ortaya koydu hücum etkinliğinin yanında defansa katkısını da artırdığını gördük. 
Elmander'in öyle ciddi bir sakatlıktan bu kadar kısa bir sürede kurtulması bile mucizeyken bu seviye bir maç oynayabilmesi takdire şayan. Ancak fizik olarak henüz hazır görünmedi. Buna rağmen topun önde kalmasına önemli katkılar sağladı ve orta sahanın yükünü azalttı. 
Burak meziyetlerine sürekli bir yenisini ekliyor. Özellikle artan hava topu etkinliği onun azmini ve kendini geliştirme isteğini yansıtıyor. Her geçen gün komple bir forvet oyuncusu olma yolunda ilerliyor. Kendisini eleştirebilirsiniz herkes hatalar yapıyor ancak böylesi bir golcüye herkesin saygı duyması gerekir. 
Sonradan oyuna giren Engin fizik olarak hazır görünmese de, oyun zekasıyla topun bizde kalmasını sağladı ve tempoyu belirleyen isimlerden biri oldu. Kısa zamanda hazır hale gelecektir. 
Emre Çolak oyunda olduğu dakikalarda neredeyse hiçbir şey vermedi. Rotasyon içinde değerlendirilebilir ama kendisinden ümidi kestiğimi söyleyebilirim. 
ManU yedeklerle gelmiş diye küçümseyenler olabilir ancak biz İngiltere'deki ilk maçta da başa baş bir oyun ortaya koymuştuk. Kaldı ki bugün ideal 11'yle sahada olsalar belkide bu kadar direnç gösteremeyebilirlerdi. Çünkü oyuncuların konsantrasyonu çok düşük olurdu ve mücadeleden kaçınabilirlerdi. 
Artık ipler elimizde ve Braga'ya mağlup olsak bile gruptan çıkma ihtimalimiz var. Çünkü Cluj'un İngiltere'de ManU'yu yenebileceğini sanmıyorum. O yüzden Portekiz'de sabırlı, dengeli ve akıllı oyunumuzu tekrarlarsak diğer maçın sonucunu beklememize bile gerek kalmaz. 
Dileyelim bu güzel oyun, bu güzel galibiyet bir serinin başlangıcı olsun ve Galatasaray inişli çıkışlı grafiğine son versin. 

24 Ekim 2012

Şampiyonlar Liginde bir Aslan s1e3


Takımımız Şampiyonlar Ligi 3. maçında Cluj'u evinde ağırladı. Şansımız belki matematiksel olarak devam ediyor ancak oynanan futbol ümit vermekten çok uzak. Herkesin dilinde olan futbol şansı futboldan yana olanların yanındadır. Siz futbola ortam hazırlamazsanız futbol şansı hiçbir zaman yanınızda olmaz. Üç gündür Marmara'yı etkisi altına alan sağanak yağmur birden bire bastırmadı. Günlerdir Trakya'dan can alarak geliyorum diyordu. Ama stadın halinden gördüğümüz kadarıyla böylesi kritik bir maç öncesi hiçbir önlem alınmamış. Stadın üstünün kapatılmamış olmasına girmiyorum bile. Yönetim futbola ortam hazırlamazsa futbol şansı yanımızda olmaz. 

Gelelim teknik ekibe. Terim ve ekibi gerçekten çok formsuz. Özellikle son maçlarda oyuna yapılan müdahaleler bunun açık kanıtı. Gençlerbirliği maçında Eboue'nin çıkması oyunun kaderini değiştirdi ve Hamit'in hatalarıyla üst üste 2 gol yedik. Sonucunda da beraberliğe razı olduk. Bugün Cluj maçında da sahanın en çok mücadele eden ismi Hamit'in henüz devre bitmeden oyundan alınması çok kritik oyunun seyrini değiştiren taktik hatadır. Bu sezonun hiçbir şey vermeyen ismi Emre Çolak'ın sakatlanan Elmander'in yerine oyuna girmesiyse taraftar olarak benim umutlarımı bitiren hamle oldu. Son değişiklik ise zihnimin sınırlarını aştı. İçeriye isabetli top atmamız gereken maçta oyuna Sabri'nin girmesi hangi aklın ürünü anlayamadım. Çivi çiviyi söker diye oyuna alındı sanırım. Ben Engin maç eksiği var diye oynatılmıyor sanıyordum ama Engin'den daha fazla maç eksiği olan Sabri girince böyle olmadığını gördüm. Engin'in ölüsü Sabri+Emre'den daha iyi bir performans ortaya koyar. Yani teknik ekipte futbola ortam hazırlayamadı. 

Gelelim oyunculara. Takımın en formsuz ismi Selçuk İnan. Ortaya koyduğu futbola akıl sır erdirmek mümkün değil. Sahada varlığıyla yokluğu bir. Bırakın sorumluluk alıp top kullanmayı kaptırdığı topu bile kovalamıyor. Son anlarda takım gol için çırpınıyor kendisi ceza sahası dışında ölü noktada geziniyor. Sorunları olduğu ortada. Tatile mi gönderilir başka bir şey mi yapılır sorununu bilmediğimden bir şey diyemiyorum ama en kısa sürede sorunları çözülmeli. Bence sahanın en kötüsüydü. Bir diğeri Dany. Avrupa seviyesinde bir oyuncu değil. Bu noktada yine kendisine kızmamak lazım. Ujfalusi gibi kritik bir oyuncunun boşluğunu Cris gibi ağır bir oyuncuyla doldurmaya çalışan yönetimin suçudur. Cris'in adı gündeme geldiği gün yine buradan Cris'in takıma zarar vereceğini söylemiştik. Bir diğer formsuz isim Eboue. Tanıdığımız sevdiğimiz Eboue'nin çok uzağında. O kanattan gelişen rakip atakların tamamında rakip oyunculara orta şansı tanıdı. Hücuma katkısı yok denecek kadar azaldı. Ayağında top tutamaz oldu. Zaten alarm veren defans hattına birde kendisinin formsuzluğu eklenince gol üstüne gol yer olduk. Oyuncularda yönetim ve teknik ekibe ayak uydurdular. 

Göz göre göre gelen kritik yönetim hataları, teknik ekibin formsuzluğu, Selçuk'un sahadan silinmesi alınan neticelere ortam hazırladı. Siz futbola ortam hazırlarsanız futbol şansı yanınızda olur. Siz futbola ortam hazırlamazsanız penaltı vuruşu bile o çerçeveden içeri girmez. 

3 Ekim 2012

Avrupa'da bir Aslan 2


   Şampiyonlar Ligi grup mücadelesi 2. maçımızda Braga ile Ali Sami Yen Spor Kompleksinde karşı karşıya geldik. Maça tutuk başlayan ekibimiz pozisyon bulmakta zorlandı. Birkaç kanat organizasyonu dışında pozisyon yakalayamadık. Umut-Burak ikilisinin ileri uçta çakılı oynaması bunun en önemli sebebiydi. 4-4-2 için Elmander'in hayati önemini bir kez daha görmüş olduk. Umut-Burak yan yana oynadığında etkili olmakta zorlanıyoruz. Elmander'in bitiriciliği Umut veya Burak kadar yüksek değil ama onun oyunu hem Selçuk-Melo ikilisinin hemde yanında oynayan forvet oyuncusunun performansını yukarıya taşıyor. Bununla birlikte bir diğer önemli eksiğimiz Engin Baytar. Kısacası gümbür gümbür oynayan şampiyon takımın kimyası üç oyuncunun yokluğuyla alt üst oldu. Oyuncu kalitelerine tek tek bakıldığında Elmander-Necati-Engin, Umut-Burak-Amrabat'tan daha mı kaliteli? Değil ama mevcut kadrodaki oyuncu tipleri için tamamlayıcı nitelikte oyuncular. 

   Geçen sezon ve bu sezon başındaki oyun ve üretkenlikle şu andaki oyun ve üretkenlik arasında dağlar kadar fark var. Sistem aynı, hoca aynı olduğuna göre bu kadar büyük bir fark nasıl oluştu? Ne değişti? İrdelememiz gereken bu. En basitinden sezona müthiş başlayan Umut ne oldu da birkaç hafta içinde topla bile buluşamaz hale geldi? Ona boş alan yaratan, topun rakip sahada kalmasını sağlayan, orta alana kadar yaklaşarak top alan Elmander'in yokluğu, aynı şekilde hırsı, yaratıcılığı, top tutma, adam eksiltme becerisiyle Engin'in yokluğu, bunlara lider özellikleri ve tecrübeleriyle Ujfalusi ve Hamit'in yoklukları da eklenince ortaya takım olma hüviyetini kaybetmiş bir oyuncu topluluğu çıktı. Oysa bizim en önemli özelliğimiz takım olmamızdı. İskelet kadro bozulunca takım olarak düşüşe geçtik. Tabiri caizse çakıldık. Çünkü Hamit-Ujfa-Elmander-Engin'in olmadığı kadro 4-4-2 oynayabilecek nitelikte değil. Bu oyuncuların yokluğunda 4-4-2 sisteminde daha fazla ısrar etmememiz takım için daha yararlı olacaktır. 4-3-3 veya 4-1-4-1 düzeninde oynayabiliriz. Şu ortamda orta sahayı üçlememiz takımı toparlayacaktır. Böylece Selçuk ve Melo ikilisinin oyunna katkısı da yeniden artacaktır.  Mevcut kadromuzun 4-4-2 sistemi için uygun nitelikte olmadığını görmemiz gerek. Hamit ve Elmander hazır olduğunda tekrar 4-4-2 yi tercih edebiliriz. 

   Çok önemli bir üç puan kaybettik. Ama gerekli dersleri çıkardığımız takdirde önümüzün açık olduğunu düşünüyorum. Mevcut kadroya göre alternatif sistemler geliştirir ve uygularsak kimsenin yokluğunu aramayız. Ancak 4-4-2 sisteminin kilit oyuncuları olmadığında 4-4-2 düzeninde ısrar edersek hüsrana uğramaya devam ederiz. Çok uzun maratonun henüz başındayız. Hiçbir şey kaybetmiş değiliz. Kimin hangi düzende nasıl bir performans vereceğini görmüş olduk. Selçuk'un performansındaki düşüşü de buna bağlıyorum. Şu dönemde özgüvenini de kaybetmeye başladı. Daha fazla sorumluluk alıp daha fazla top kullanması lazım. 

   Birde kim ne derse desin 52000 kişilik yeni stadımız, 20000 kişilik Ali Sami Yen'in atmosferini aratıyor. Taraftar gruplarının kale arkalarına geçmeleri bunun en büyük sebebi. Bununla birlikte stadın büyüklüğü taraftarın organize olmasına mani oluyor. Bunlar bir tarafa golü yedikten sonra pısıyoruz. Bu da zaten morali bozulan takıma olumsuz yansıyor. Doğu ve Batı tribünlerine birilerinin el atması ve organize etmesi şart. Şu ortamda stadın atmosferini takımımız lehine kullanamıyoruz. Kale arkalarının çabaları yetersiz kalıyor. 

20 Eylül 2012

Avrupa'da bir Aslan


Aslan ait olduğu yere, yani Şampiyonlar Ligine 6 yıl aradan sonra Manchester United mücadelesiyle döndü. Türk futbolunun yine Avrupa futbolunun gerisinde kaldığı bir dönemde hepimizin beklentisi tarihin tekerrür etmesi yönündeydi. Türk futbolunun kaderini değiştiren 1993 yılındaki o maç halen hafızalarımızdaki yerini korurken bir yeni zafer neden olmasın diyorduk. Ancak hakem Stark, daha ilk dakikadan maça damgasını vurdu ve olası bir Galatasaray zaferine izin vermedi. Hakem skoru belirleyen isim olsa da, muhteşem bir oyun ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. Hakeme rağmen puan veya puanlar alabilirdik ama olmadı. Zaten grupta hesaplar yapılırken deplasmandaki Manchester mücadelesine puan yazdığımızı sanmıyorum. 

Maça tamda Terim'in maç öncesi işaret ettiği gibi hücum başladık. Daha ilk dakikadan Umut-Burak ikilisiyle pozisyon bulduk. Hakem Umut'un pozisyonunda penaltıyı verebilse, bambaşka bir sonuçta ortaya çıkabilirdi. O pozisyonun ardından on dakika müthiş bir baskı kurdu Manchester ve golü de buldu. Golün ardından erken bir değişikliğe gitti takımımız ve Umut'un yerine Elmander oyuna girdi. Bu değişikliğin ardından oyunda dengeyi kurduk. Amrabat ve Hamit'inde kanat değiştirmesiyle Manchester'ın hayat damarı kanat organizasyonlarını kestik. Bu dakikadan sonra da oyunda üstünlüğü elimize aldık. İlk yarı sonunda daha fazla topla oynayan, daha fazla gol pozisyonuna giren taraf Galatasaray'dı. Old Trafford'da Manchester'a karşı pozisyon sayısında ve topla oynama yüzdesinde üstünlük kurmak hiç kolay değildir. Bunu yapabilmemiz bizim için çok önemliydi. İstatistikler skora yansımamış olabilir ancak gelecek için umut verdi. 

Terim'in Umut-Burak tercihinin hatalı olduğunu düşünüyorum. İlk dakikalarda baskı yememizin en büyük nedeni de; bu ikilinin önde top tutamaması ve Manchester takımının geride oyun kurmalarına müsaade etmeleriydi. Elmander'in girmesiyle top Manchester yarı sahasında daha fazla kaldı. Bununla birlikte Elmander'in top rakipteyken hemen topun arkasına geçmesi ve yaptığı pres rakibin geride rahat oyun kurmasına mani oldu. Sonucunda da baskıyı kırdık ve oyunu rakip sahaya yığdık. Bu oyun anlayışında Elmander'in değişmez olduğunu acı bir tecrübeyle bir defa daha görmüş olduk. Elmander'in ilerde top tutabilmesi, top indirebilmesi, top rakipteyken rakibin geriden rahat oyun kurmasını engellemesi kendisini değişmez kılan özellikleri. 4-4-2 sisteminde uçtaki ikilinin değişmez ismi olmalı özellikle zorluk derecesi yüksek maçlarda. Geriye yaslanan Anadolu kulüplerine karşı Umut-Burak tercih edilebilir ancak üst düzey mücadelelerde Elmander mutlaka olmalı. 

Melo'nun henüz formunu yakalayamamış olması Selçuk'un verimini de düşürdü. Eğer Melo eski formunda olsaydı, Selçuk'u hücumda daha fazla kullanabilirdik ve belkide hak ettiğimiz puan yada puanları alabilirdik. Her şeye rağmen bu takım hazır olduğunda neler yapabileceğinin ipuçlarını verdi. Braga ve Cluj maçlarında konsantrasyon sorunu yaşamazsak gruptan çıkacağımıza inanıyorum. 

Hamit her geçen gün iyiye gidiyor. Bu maçta da çıkışını sürdürdü ve iyi bir oyun ortaya koydu. Semih ve Dany ikilisinin performansı da beklenenin çok üzerindeydi. Semih Van Persie'ye nefes dahi aldırmadı. Sahadan sildi desek yanlış olmaz. Görevini en iyi şekilde yaptı. Dany pozisyon hataları yapsa da çok iyi oynadığını söyleyebiliriz. Özellikle maçın son bölümünde kusursuz bir oyun ortaya koydu. Pozisyon bilgisini ve topu oyuna sokma becerisini geliştirdiği takdirde uzun yıllar defansın değişmez ismi olabilir. Takımın en zayıf halkası yine Hakan Balta olarak dikkat çekti. Özellikle maçın başında Amrabat'ın defansa katkı vermemesiyle yalnız kaldı ve o kanattan çok pozisyon verdik. Hamit'le Amrabat'ın kanat değiştirmesiyle o kanatta da dengeyi sağladık. 

Muslera gibi bir kaleciye sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu söylemeye gerek dahi yok. Kurtardığı penaltı bir tarafa kritik kurtarışlarıyla da takımı oyunda tutan isimdi. 

Nitekim uzun bir aradan sonra çıktığımız Şampiyonlar Ligi'nde önemli işler yapabileceğimizin sinyallerini verdik. Büyük bir talihsizlik yaşamazsak da bir üst tura çıkacağımıza inanıyorum. Yenilmemize rağmen gösterdiğimiz performans üst düzeydi. Alamadığımız puan veya puanlara üzülürken Old Trafford stadyumunda Manchester United ile oynadığımızı unutmamakta yarar var. Arena'da oynanacak maçta Manchester'ı elimizden hakem bile alamayacaktır. 19 yıl önceki maçta Ali Sami Yen'in atmosferini unutamayan Sir Alex Ferguson ve talebeleri yeni mabedimizi de unutamayacaklardır. 

3 Eylül 2012

ŞAMPİYONLAR LİGİ NİYETİNE

Bir Galatasaray'lı için Süper Lig:  Futbolsuz geçen zamanları değerlendirme ve yeni bir Avrupa macerası için gerekli prosedürleri yerine getirme dönemidir.

Çok uzun zamandır hasret kaldığımız Şampiyonlar Ligi için artık gerçek anlamıyla geri sayıma başladık. Kalplerin ritminin hızlanmaya başladığı ilk eşik olan, grup kura çekimlerinin yapıldığı dakikalarda malesef keyfimizi kaçıran çok üzücü bir haber aldık. Tecrübe ve yeteneğiyle savunmanın bel kemiği ve Galatasaray'da hücumun başlatıcısı olan Ujfalusi'nin sakatlanması, kadroyu tamamlamış olmanın verdiği rahatlıkla kuraları izlemek için televizyonun karşısına geçen bizleri, bir anda düşüncelere gark etti.

Başta blogdan yazar ve eski ev arkadaşım Hermes olmak üzere, yakın çevremin de bildiği gibi benim savunmaya ilk tercihim, Arsenal'den hayranı olduğum, bugünün City'lisi Kolo Toure. Yaşadığı doping sansasyonuyla Ada'da gözden düşen Fildişi'linin, hem Bursa hem de Trabzonspor'la görüşmüş ve parada anlaşamamış olması, transferin Galatasaray için çok zor olmayacağını gösterdi. Ayrıca Eboue ile hem Arsenal'de hem de milli takımda yan yana oynamaları çok büyük avantaj. Ayrıca hem sağbek hem ön libero için alternatif olabilecek bir oyuncu. Stoper özellikleri, hücuma katılışları, top kullanışı ve hava hakimiyetiyle, Avrupanın üst düzey savunmacılarından biri. Ve önünde oynayabileceği en az dört sene olduğunu düşünüyorum. Fatih Terim'in maç sonrası demeci ve Eboue'nin boşboğazlığıyla, Toure isminin artık yüksek sesle söylemesi beni yeterince heyecanlanıyor. Ayrıca Fatih Hoca'nın basın toplantısında yalnızca stoper değil başka ihtiyacımız da var demesi burnuma bir çilek kokusu gitriyorsa da bir imza görmeden havaya girmek istemiyorum.Hücum hattına yapılacak bir takviyenin takımın dengesini alt üst etmesinde  de çekinmiyor değilim. Zira şu haliyle bile o bölgede kadro tercihlerinin tartışma yaratacağı bu gün iyice belli oldu. Transfer konusunu burada tamamlamadan önce eğer stoper harici bir transfer yapılacaksa sol beke yapılsın diyor ve noktayı koyuyorum.


Dedğim gibi kendimizi iyice Şampiyonlar Ligi'nin havasına kaptırdık . Bu gün oynadığımız Bursa maçı, Şampiyonlar Ligi öncesi takımı görmek adına iyi bir fırsat aslında. Zira Süper Lig sürecinde kendi sahamızda bize karşı savunmayı önde kurup ort asahasını stoperlerimizin hemen önüne kadar çeken, orada baskı kuran ve biz daha hücuma çıkarken bizi zor durumda bırakan bir rakiple her zaman oynayamıyoruz. Bu maç kanımca Galatasaray için Şampiyonlar Ligi öncesi taşların yerine oturduğu maç olma değeri taşıdı. Oynadığımız oyunu ve oyuncu değerlendrmelerini ayrıntılarıyla hermes yapacaktır zaten. Ben kadro ile ilgili bir kaç kelam etmek isterim.

Öncelikle Kasımpaşa maçının ilk yarım saatinden sonra sol içe çekilen ve Selçuk'un yanında başarılı bir performans sergileyen Emre Çolak'dan bahsedelim. Geçen seneden beri ısrarla söylediğim bir şey var ki. Emre kesinlikle bir kanat oyuncusu değil. Bir kanat oyuncusunun belirgin iki özelliği vardır. Birincisi kanat oyuncusu topla kat edebilmeli, sıfıra inebilmeli. Emre topla kat etme yeteneğine sahip bir oyuncu değil ikincisi hucum anında kendi kanadında ki beke pozisyon açıp kendisi içeri topsuz kat etmeli bunu da pek göremiyoruz Emre'de. Arkasında oynayan oyucunun da Hakan balta olması ve hakanın risk almayı pek sevmemesi, sol kanadın hücumda neredeyse hiç etkili kullanılmamasına sebep oldu.  Amrabat'ın oyuna girmesi ile o bölgenin nasıl hareketlendiğini sanırım hekes görmüştür. Galatasaray'ın şu andaki sisteminde (4-4-2 ) özellikle kendi sahamızda oynayacağımız maçlarda Amrabat o bölgede daha etkili ve daha doğru bir tercih olacaktır.

Emre Çolak kötü oyuncu mu ? Tabi ki hayır. Emre topu çok iyi saklayan ve  uzun ve kısa mesafeli iyi paslar atabilen, zaman zaman çok iyi zamanlamayla iyi şutlar atabilen bir merkez ortasaha oyuncusu. Kasımpaşa maçına dönecek olursak Emre'nin iyi performansının  yanında Selçuk'un geride nekadar etkisiz kaldığını da göz ardı edemeyiz. Selçuk'un hücumdaki etkisinin en büyük itici gücü arkasında Felipe Melo'nun varlığıdır. Yani Emre'den maksimum verim almak için  şu an ki Galatasaray'ın 4-3-3 gibi bir sistem kurması lazım ki  o da şu anda pek mümkün değil. Ayrıca sağ kanatta Hamit'in artan performansı ve içeri kat edeişleriyle Eboue'nin bindirmeleri de görünce, Galatasaray için en uygun sistemin geçen sezondan gelen (4-4-2) sistem oduğunu söylemek çok da zor olmasa gerek.

Ufa'nın sakatlığı demişken, Ufa gibi bir tecrübeyle yanyana oynamanın Semih için ne büyük bir şans olduğu bugün çokdaha net görüyoruz. Geçen sene Reyes ve Forlan'ın bonusu olarak düşünüp burun kıvırdığımız Çek yıldız, takıma kattığı büyük değerin yanında Semihin çıkışında da tecrübesi ve yeteneğiyle çok büyük bir paya sahip.Eğer Semih'e, Sevet veya Gökhan'ın yanında forma verilseydi bugün kendini bir takasın içinde ya da PTT birinci ligde kirada bulabilirdi. Benim Şampiyonlar Ligi'ndeki stoper tecihim, çabukluğu, tek hamleli olmayışı ve bazen kendine aşırı güveni paslarda hatalar yapmasına sebep olsa da de teknik kapasitesinin Semih'e göre yüksek oluşundan ötürü Dany. Semih ise yerli pasaportu ve potansiyeliyle ligde ilk onbirde daha fazla şans bulacaktır.( Tabi ki bir stoper transferi yapıldığı var sayılınca)

Bir diğer kaos bölgesinin hücum hattı olduğu açık bir şekilde bugün ortaya çıktı. Sezon başında bir çoğumuz Elmander, Burak ikiisinin kadronun açık ara iki ismi olacağı Umut'un ise iyi bir alternatif olarak sezon boyu kadroda kalacağı ve sezon sonunda Fransa'ya geri döneceği düşüncesindeydik. Fakat Uumut'un sezona fırtına gibi başlaması tüm hesapları alt üst etti. Yakın zaman için formalardan birini Umut kapmış görünüyor. Diğer forma için Elmander ve Burak arasında çekişme bir süre daha devam edicek.

Ben Burak'ın transerini Galatasaray'ın geçen sene eksikliğini yaşadığı deplasman golcüsü eksikliğini kapatması açısından çok önemli buluyrum. Elmander raikbi pres gücüyle zorlayan ve takımın rakip sahaya çökmesini sağlayan, takım sıfıra indiğinde çok etkili olan bir oyuncu. Ligin en iyi şutörlerinden de biri. Burak ise rakip öndeyken, savunma arkasına müthiş koşular yapan, gol bölgesine çok çabuk gelebilen, fizik gücü yüksek ama Elmander'in yırtıcılığından uzak bir forvet. Umut ise Elmander ve Burak'ın ortasında ne Elmander kadar yırtıcı ne Burak kadar süratli olan ama ikisinin özelliklerine de belli ölçüde sahip olan bir santrafor.

Elmander sezon sonu yaşadığı sakatlığın olumsuz etkilerinin fiziksel anlamda hala taşıyor olsa da Şampiyonlar Ligi 'ne kadar hazır hale geleceğini düşünüyorum. Fiziksel olarak hazır hale geldiğinde santrafor tercihleri Fatih Hoca için daha zor bil hal alacak. Bu günkü maçı ele alırsak, hücum hattında mutlaka Burak olmaıydı. Zira Bursa, savunmayı kalesine 40 metre civarında kurarken bizde bu mesafe maksimum 25 metredeydi. Orta sahamız Emre, Hamit, Melo ve Selçuk gibi statik oyunculardan kurulu olunca Elmander gibi rakip kaleye yakın oynamayı seven bir oyuncunun işi hayli zor oldu. Maç içinde daha çok orta saha civarında topla buluşan Elmander çok da etkili olamadı. Bu günkü onbir tercihini Hoca'nın iyi giden düzeni bozmama geleneğine bağlıyorum. Zira Burak, Bursa skoru 1-1 e getirip savunmayı biraz daha geri çektiği dakikalarda oyuna girmesine rağmen savunma arkasına atılan paslarda ne kadar etkili olduğunu bizlere hatırlatmayı es geçmedi. İkinci gol yine Burak'ın savunma arkasına yaptığı bir koşu neticesinde geldi. Attığı gol de kaymak oldu.

Benim fikrim ilerleyen dönemlerde Elmander fiziksel anlamda eksiklerini giderince onbirin değişilmezi olacak diğer forma ise rakibe göre Burak ve Umut arasında değişecektir.

Devler Ligi'ne daha zaman var. Bu günlük sadece büyük heyecan öncesi takımın durumundan bahsedelim. Gurubumuzu ve gruptaki durumumuzu daha sonra ele alalım diye düşündüm.

SON OLARAK KAFAMDAKİ ŞAMPİYONLAR LİGİ KADROSU


                                                          
                                                                 MUSLERA
                                                     
                         EBOUE        -       TOURE        -      DANY       -       BALTA

                                                                 
                                                        MELO
                                                                              SELÇUK
   
                         HAMİT                                                                     AMRABAT
                                         
                                          
                                                     BURAK(UMUT)
                                                                                   ELMANDER
                                 

26 Ağustos 2011

ŞAMPİYONLAR LİGİ 2011 - 2012 GRUPLARI VE TRABZONSPOR





Group A
FC Bayern München (GER)
Villarreal CF (ESP)
Manchester City FC (ENG)
SSC Napoli (ITA)
Group B
FC Internazionale Milano (ITA)
PFC CSKA Moskva (RUS)
LOSC Lille Métropole (FRA)
Trabzonspor AŞ (TUR)
Group C
Manchester United FC (ENG)
SL Benfica (POR)
FC Basel 1893 (SUI)
FC Oţelul Galaţi (ROU)
Group D
Real Madrid CF (ESP)
Olympique Lyonnais (FRA)
AFC Ajax (NED)
GNK Dinamo Zagreb (CRO)
Group E
Chelsea FC (ENG)
Valencia CF (ESP)
Bayer 04 Leverkusen (GER)
KRC Genk (BEL)
Group F
Arsenal FC (ENG)
Olympique de Marseille (FRA)
Olympiacos FC (GRE)
Borussia Dortmund (GER)
Group G
FC Porto (POR)
FC Shakhtar Donetsk (UKR)
FC Zenit St Petersburg (RUS)
APOEL FC (CYP)
Group H
FC Barcelona (ESP)
AC Milan (ITA)
FC BATE Borisov (BLR)
FC Viktoria Plzeň (CZE)





Şampiyonlar Ligi'nde Trabzonspor



Trabzonspor Şampiyonlar ligine katılarak çok ciddi bir maddi gelir sağlayacak. Aynı zamanda, bir Şampiyonlar ligi takımı olarak, teklif götürdüğü oyuncular için öncelikli tercih sebebi olacaktır. Hal böyleyken kesinlikle akllı davranılmalı ve transferde Bursaspor'un geçen sene düştüğü hataya düşülmemelidir. Nokta transferler yapılmalı, bu para çarçur edilmemelidir.


Öncelikle şunu söylemeliyim ki Benfica ve Athletico Bilbao maçlarıda izlediğim Trabzonspor, Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edebilecek düzeyde bir kadroya sahip değil. Benim izlenimim, Karadeniz ekibinin ciddi güç kaybettiği yönünde.Sezon başı olmasının ve ülke futbolun da yaşanan krizin bunda etkisi vardır tabi ama Trabzonspor'un kaybettiği birkaç oyuncunun yerini dolduramadığı aşikar.




Trabzonsporun bu Sezon Yaptığı transferlere Şöyle bir bakacak olursak:


Zokora tartışmasız çok kaliteli bir isim. Afrika'nın son dönemlerde en önemli ve en güçlü futbol ülkesi haline gelen Fildişi Adalarının, meşhur futbol akademisinden Avrupa Futbolu'na (Keita, Toure kardeşler, Drogba, Eboue, Kalou gibi ) sunulmuş en önemli orta saha oyuncularından biri. İzlediğimiz kadarıyla takıma uyum sorununu çoktan aşmış ve bana kalsa bu takımın kaptanı olabilecek tecrübede,çok ciddi bir kariyere sahip, karakterli hırslı bir oyuncu. Yalnız Zokoran'nın, selefi Selçuk İnandan farklı bir oyun tarzına sahip olduğunu göz önüne bulundurursak ( ki çok zor değil ) geçtiğimiz yıllarda Selçuk'un üçüncü bölgeye sağladığı katkı tamamen Colman'ın üstüne kalmış durumda. Colman şahsen beğendiğim bir oyuncu olmakla beraber bu yükü kaldırabileceğinden emin değilim.




İzlediğim maçlarda beğendiğim bir diğer oyuncu da Paulo Henrique. Güçlü fiziğe sahip, fuleli bir oyuncu. Maliyeti ve yaşı itibariyle başarılı bir transfer olarak değerlendiriyorum. Yalnız kesinlikle ne Jaja'nın ne de Umut'un posisyonuna uygun bir oyuncu. Zira Trabzonspor'un bu sezon transfer ettiği hiç bir oyuncunun bu iki oyuncudan boşalan noktalara transfer edilmediğini görüyorum. Daha çok Burak Yılmaz gibi savunma arkasın koşular yaparak gol bulacak bir oyuncu. Burak'dan daha teknik ve gol vuruşu daha iyi. Peki bu iki oyuncunun gol koşuları için boşlukları kim sağlayacak? Geçen sezonun en çok eleştirilen isimlerinden Umut'du. Geçen sezon Trabzon'u ipten alan hatta zirveye taşıyan zirveye taşıyan, Selçuk - Burak ortaklığı gollerde Umut'un yarattığı boşlukları gözardı etmemek lazım. Eğer Tabzonspor geçtiğimiz sezon ki o golleri bulmak istiyorsa, mutlaka bir hedef santrfor transferi yapmalıdır.




Ayrıca Trabzonspor Jaja'nın boşluğunu da dolduramadı.Adrian orta saha özellikleri olan bir oyuncu. Benfica maçında sol kanatta topla buluştugu anlarda gördük ki kanatta iş yapacak biri değil. Trabzonspor orta sahası için Şampiyonlar Ligi'ni kaldırabilecek fiziki güçte de değil. Süper ligde iş yapabilir o ayrı. Bilbao maçında gördük ki Alanzinho da Jaja'nın pozisyonu için hem güçsüz hem topu kullanmakta çok geç kalıyor. Daha önemli bir sıkıntıysa, Trabzon sporda hücum hattında topa basacak arkadaşlarına vakit kazandıracak adam eksiltecek tek oyuncunun dahi bulunmaması. Ne Henrique, ne Halil bu tarz oyuncular değil. Trabzonspor Jaja'yı çok arar.




Ve Trabzonspor'un en sıkıntılı bölge... Yani defans...




Takımın birkaç yıldır artan performansındaki en önemli kilit oyunculardan biri, Egemen Korkmaz da İstanbul'un yolunu tuttu. İlginç bir şekilde Karadeniz ekibi o mevkiye tek transfer dahi yapmadı. Şu anda stoper mevkinin banko iki ismi Giray ve Glowacki. Alternatifi ise Mustafa Yumlu. Bu üç oyuncunun da üst düzey oyuncular olduğunu düşünmüyorum (Giray ve Mustafa için en azından şimdilik). Trabzonspor'un en acil transfer gereken bölgesi burası bence. Sol tarafa alınan Çelutska içinse şimdilik bir yorum yapamayacağım. Yalnız orası da alternatifsiz. Tıpkı Serkan'ın sağ bekte alternatifsiz olması gibi.




Trabzonspor'un tartışmasız en güvenilir bölgesi kalesi. İki yıldır muhteşem bir çıkış yaşayan Onur Kıvrak ve şahsen kariyerini Onurdan önce ve Onurdan sonra diye ayırdığım Tolga Zengin. Yaşadığı değişimi hala mantık çerçevesinde izah edemesem de Tolga şu anda çok formda ve Onur'un işi hayli zor.










Şimdi en başta söylediğimize dönecek olursak Trabzonspor Şampiyonlar katılmakla çok büyük bir maddi gelir elde etti. Ve transfer döneminin bitmesine de biraz zaman var. İyi düşünüp doğru transferler yapılmalı.







Benim fikrim öncelikle ve mutlaka üst düzey bir stoper, daha sonra en az Zokora ayarında bir orta saha oyuncusu alınmalı.( Aslında Gaziantepli Murat Ceylan Trabzonspor'un orta sahasına çok iyi bir takviye olur ama UEFA da oynadı ve Gazi Antep Beşiktaş verdiği oyunculardan almaya alışitığı fiyatı çekerse yerli pasaportuyla birlikte Murat on milyondan aşağı alınamaz gibi.) Son olarak da eğer geçen sezonun taktiğiyle hücum etmek istiyorlarsa sırtı dönük oynayabilen bir forvete kesinlikle ihtiyaçları var.


Son olarak Trabzonspor'un da içinde bulunduğu C gurubuna bakalım


İlk olarak dördüncü torbadan çekilen bir takım için iyi sayılabilecek bir gurup. Ama biraz gerçekçi olmak lazım. Şu anki görüntüsüyle Trabzonspor'un bu gurupta veya herhangi bir diğer gurupta pek bir şansı yok. Zira Trabzonspor çok tecrübesiz. ŞL ve UEFA ön elemeleri de gösetrdi ki, Trabzonspor henüz Şampiyonlar liginde üst turları görecek güce sahip değil. Ama hep vurguladığımız bir şey var ki, Şu anda transfer için büyük bir maddi kaynağı var. Eğer bu gelir doğru kullanılırsa Trabzonspor Şampiyonlar liginde gurubundaki takımlar için ciddi bir rakip haline gelebilir ve doğru bir strateji ile özellikle Avni Akerde oynanan maçlardan çıkarılacak puanlar, Trabzonspor'u gurupta üçüncü yaparak UEFA yolunu yeniden açabilir. Bizde bu kez daha güçlü bir kadroyla İzleriz Trabzonspor'u UEFA Avrupa liginde. Bu da tarihinde ilk kez şampiyonlar Ligi'ne katılan Trabzonspor için iyi bir sonuç olur diye düşünüyorum.




Her şeyden önemlisi Trabzonspor hem uluslar arası platformda büyük bir tecrübe kazanır; Hem de ilerleyen yıllar için çok daha iddialı bir takım kurabilir



17 Aralık 2010

ŞAMPİYONLAR LİGİ İKİNCİ TUR EŞLEŞMELERİ


Şampiyonlar liginde ikinci tura kalan takımlar için eşleşmeler şöyle.


Arseanal - Barcelona
Bayern Münih - İnter
Valencia - Schalke 04
Roma - S.Donetsk
Lyon - R.Madrid
Kopenhag- Chealsea
Marsilya - M.United
Milan -Tottenham

CL de son sekize kalacak takımlar için, benim tahminlerim : Barca, B. Münih, Valencia, S.Donekts, R.Madrid, Chelsea, M.UTD, Tottenham.

Ya sizinkiler?

28 Mayıs 2009

BİR ROMA MASALI

Roma Olimpiyat Stadı bu gün Collezium havasına bürünmüştü. Unutulmaz Gladyatör filminin, muhteşem şarkısı, We are free now eşliğinde, glayatör kıyafetli bayanların yaptığı gösteri futbol severlere, maç öncesi keyifli anlar yaşattı.

Maçın Hikayeleri


Barcelona FC, Manchester United Final karşılşması bir çok hikayeyi içinde barındırsa da; Dünyanın en iyi iki futbolcusu kim sorusuna, kısmende olsa verebilceği cevap bütün hikayelerin önüne geçti.
Messi mi? Ronaldo mu?

BEKLENEN REKABET BUYDU

Bu iki kare ise, iki oyuncunun maç boyunca gösterdikleri performansların yüzlerine aksedişi gibi.

Bu soruya bir maç üzerinden cevap bulmak doğru olmaz tabi. Ama bu sorunun cevabını nu karşılaşmadan bekliyorsanız. Cevap açık.

Benim görüşüm değil. Final'in görüşü.




Birçokları Messi mi ?Ronlado mu ?tartışa dursun. Benim Kafamda ki soru Başkaydı.
Messi mi, İniesta mı ?


Bu gece kafamda ki soruya cevap bulmayı beklerken. Zihnimi yeni bir soru kurcalamaya başladı.
Messi mi? İniesta mı? Xavi mi?

Maçın yıldızı tartışmasız Xavi idi. (zaten maçın adamı seçildi)

Ve Henry amacına ulaştı.
Tam sekiz sene Arsenal'de fırtına gibi esen. Klüp tarihinin en büyük başarılarına imza atan Fransız. Kuzey Londra ekibinde önce 17 Mayıs 2000 de UEFA kupası finalinde Galatasary'a. 17 mayıs 2006 te bu kez Şampiyonlar ligi Finalinde Barcelona'ya kaybetmiş ve 2006-2007 sezonu sonunda, Arsen Wenger için, ona ve genç ekibine çok inanıyorum ve hayranım ama benim bekleyecek sekiz senem daha yok diyerek Arsenal'den ayrılma kararı almış ve bir Avrupa Kupası almak için, hedefiyle doğru orantılı olan Barcelona'ya transfer olmuştu. Geçtiğimiz yıl düşük performanslarına rağmen Deco ve Ronaldinhonun arkasında bekleyen ve sezon başındaysa takımdan ayrılması gündemde olan Henry. takımda kalarak Barca'nın bu muhteşem senesinde müthiş performansıyla hem amacına ulaştı hem Barca'nın hedefine ulaşması yolunda vazgeçilmez parçalardan biri oldu.




Bu gün farkettim ki Barcelona bekleri Cristiano Ronaldoyu sahadan siliyor. Stoper olmasına karşın, serde beklik var kabilinden bu gün defansın sağında oynayan Puyol, Ronaldoya adım attırmazken, yaptığı bindirmelerle de (iyi orta yapamamasına rağmen) United savunmasına zor anlar yaşattı.
Hal böyle olunca, aklıma hemen Barca'nın geçen sene United'a elendiği yarı final karşılaşmaları geldi. İki maç boyunca Ronaldo'yu sahada görmemiştim. Zambrotta adeta Ronaldoyu silkulase etmişti. Tıpkı bu gün Puyol'un yaptığı gibi.
Zira bu gün Ronaldo'yu maçın başında attığı freekick dışında sadece Puyol'a yaptğı fauller sırasında gördüm.

Büyük oyuncular büyük maçlarda veda ediyor. 17 mayıs 2000 UEFA kupası finali öncesi Fatih Terim'in konuşmasını dinleyenler. Galatasaraylı futbolculara Henry ve Owemars la birlikte, en çok dikkat etmeleri gereken adamın sol kanattan yaptığı bindirmelerle Brezilya'lı oyuncu Silvinho olduğunu hatırlayacaktır. Neyse ki silvinho 2006 de ki Arsenal Brcelona finalinde Barcelona forması giyiyordu yani bu onun ikinci kupası. Bu günü özel yapansa Bu maç bu gün itibariyle 35 yaşında olan Silvinho'nun son maçı olmasıydı. Önce haftasonu Nou Camp'da ki muhteşem kutlama ve bu gün ikinci kez en büyük kupayla taçlanan ve tamamlanan futbol macerası.
ÖRNEK





Finallerde ilk gol Eto dan 2006 Daki finalde Larsson'dan aldığı pası Almunia'nın kapattığı köseden ağlarla buluşturmuştu Eto. Geçen sene büyük sorunlar yaşadı. Sezon başında da takımdan ayrılması gündemdeydi. Ama Guardiola onu takımda kalmaya ikna etti. Ligde 30 gol atan Eto bu gün de, yine ilk golü attı. 2006 da ki golü de andırıyordu attığı gol.


Stajyer kupaları üçledi
Bu gün sahada tarihe geçmeyi bekleyen iki teknink drektör vardı. Bir Antrenörlük kariyerine 1978 yılında Aberden ile başlayan ve 1986 yılında geldiği Manchester United kulubünde Efsane olan 68 yaşında ki Sir Alex Ferguson. Diğer tarafta Ferguson göreve başladığında sadece 7 yaşında olan ve buseneye kadar hiçbir profösyonel takım öalıştırmamış, Barca'nın eski B takımı antrenörü ve efsanevi futbolcusu Guardiola.
Alex Ferguson Sayısız başarılarına bir yenisini daha eklemek isterken, Şampiyonlar Ligini iki sene üst üste kazanan tek antrenör olarak tarihe geçmeyi bekliyordu.Ama tarihe geçen poröfosyonel kariyerinin ilk senesinde üç kupayı birden kaldıran Guardiola oldu. Ayrıca hem sahaya sürdükleri takımlar, hem maç içerisinde yaptıkları değişiklikler göz önünde bulundurulunca hangisi daha tecrübeli diye düşünmekten kendimi alamadım.
Ferguson şaşırttı Ferguson Barcelona'yı daha önce hiç izlememiş gibiydi. Bu gün bir kaç kez Barcelonayı izlemiş herhangi biri.Barca'ya karşı ortasahayı sağlam tutmak gerektiğini aksi halde Xavi, İniesta ikilisinin maç boyu size kabir azabı çektireceğini sçyleyebilir.Ki böylede oldu. Buna karşılık Ferguson tek ortasaha oyuncusu gibi ortasaha oyuncusu olan Schols'u sekseninci dakikaya yaklaşılırken oyuna soktu. Skor 2-0 dı.
ALT YAPI










Bu gün Barcelona ilk onbirinde alt yapıdan gelen tam yedi oyuncu vardı. Bir de Tekin Direktör.