TRANSFER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TRANSFER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2012

ŞAMPİYONLAR LİGİ NİYETİNE

Bir Galatasaray'lı için Süper Lig:  Futbolsuz geçen zamanları değerlendirme ve yeni bir Avrupa macerası için gerekli prosedürleri yerine getirme dönemidir.

Çok uzun zamandır hasret kaldığımız Şampiyonlar Ligi için artık gerçek anlamıyla geri sayıma başladık. Kalplerin ritminin hızlanmaya başladığı ilk eşik olan, grup kura çekimlerinin yapıldığı dakikalarda malesef keyfimizi kaçıran çok üzücü bir haber aldık. Tecrübe ve yeteneğiyle savunmanın bel kemiği ve Galatasaray'da hücumun başlatıcısı olan Ujfalusi'nin sakatlanması, kadroyu tamamlamış olmanın verdiği rahatlıkla kuraları izlemek için televizyonun karşısına geçen bizleri, bir anda düşüncelere gark etti.

Başta blogdan yazar ve eski ev arkadaşım Hermes olmak üzere, yakın çevremin de bildiği gibi benim savunmaya ilk tercihim, Arsenal'den hayranı olduğum, bugünün City'lisi Kolo Toure. Yaşadığı doping sansasyonuyla Ada'da gözden düşen Fildişi'linin, hem Bursa hem de Trabzonspor'la görüşmüş ve parada anlaşamamış olması, transferin Galatasaray için çok zor olmayacağını gösterdi. Ayrıca Eboue ile hem Arsenal'de hem de milli takımda yan yana oynamaları çok büyük avantaj. Ayrıca hem sağbek hem ön libero için alternatif olabilecek bir oyuncu. Stoper özellikleri, hücuma katılışları, top kullanışı ve hava hakimiyetiyle, Avrupanın üst düzey savunmacılarından biri. Ve önünde oynayabileceği en az dört sene olduğunu düşünüyorum. Fatih Terim'in maç sonrası demeci ve Eboue'nin boşboğazlığıyla, Toure isminin artık yüksek sesle söylemesi beni yeterince heyecanlanıyor. Ayrıca Fatih Hoca'nın basın toplantısında yalnızca stoper değil başka ihtiyacımız da var demesi burnuma bir çilek kokusu gitriyorsa da bir imza görmeden havaya girmek istemiyorum.Hücum hattına yapılacak bir takviyenin takımın dengesini alt üst etmesinde  de çekinmiyor değilim. Zira şu haliyle bile o bölgede kadro tercihlerinin tartışma yaratacağı bu gün iyice belli oldu. Transfer konusunu burada tamamlamadan önce eğer stoper harici bir transfer yapılacaksa sol beke yapılsın diyor ve noktayı koyuyorum.


Dedğim gibi kendimizi iyice Şampiyonlar Ligi'nin havasına kaptırdık . Bu gün oynadığımız Bursa maçı, Şampiyonlar Ligi öncesi takımı görmek adına iyi bir fırsat aslında. Zira Süper Lig sürecinde kendi sahamızda bize karşı savunmayı önde kurup ort asahasını stoperlerimizin hemen önüne kadar çeken, orada baskı kuran ve biz daha hücuma çıkarken bizi zor durumda bırakan bir rakiple her zaman oynayamıyoruz. Bu maç kanımca Galatasaray için Şampiyonlar Ligi öncesi taşların yerine oturduğu maç olma değeri taşıdı. Oynadığımız oyunu ve oyuncu değerlendrmelerini ayrıntılarıyla hermes yapacaktır zaten. Ben kadro ile ilgili bir kaç kelam etmek isterim.

Öncelikle Kasımpaşa maçının ilk yarım saatinden sonra sol içe çekilen ve Selçuk'un yanında başarılı bir performans sergileyen Emre Çolak'dan bahsedelim. Geçen seneden beri ısrarla söylediğim bir şey var ki. Emre kesinlikle bir kanat oyuncusu değil. Bir kanat oyuncusunun belirgin iki özelliği vardır. Birincisi kanat oyuncusu topla kat edebilmeli, sıfıra inebilmeli. Emre topla kat etme yeteneğine sahip bir oyuncu değil ikincisi hucum anında kendi kanadında ki beke pozisyon açıp kendisi içeri topsuz kat etmeli bunu da pek göremiyoruz Emre'de. Arkasında oynayan oyucunun da Hakan balta olması ve hakanın risk almayı pek sevmemesi, sol kanadın hücumda neredeyse hiç etkili kullanılmamasına sebep oldu.  Amrabat'ın oyuna girmesi ile o bölgenin nasıl hareketlendiğini sanırım hekes görmüştür. Galatasaray'ın şu andaki sisteminde (4-4-2 ) özellikle kendi sahamızda oynayacağımız maçlarda Amrabat o bölgede daha etkili ve daha doğru bir tercih olacaktır.

Emre Çolak kötü oyuncu mu ? Tabi ki hayır. Emre topu çok iyi saklayan ve  uzun ve kısa mesafeli iyi paslar atabilen, zaman zaman çok iyi zamanlamayla iyi şutlar atabilen bir merkez ortasaha oyuncusu. Kasımpaşa maçına dönecek olursak Emre'nin iyi performansının  yanında Selçuk'un geride nekadar etkisiz kaldığını da göz ardı edemeyiz. Selçuk'un hücumdaki etkisinin en büyük itici gücü arkasında Felipe Melo'nun varlığıdır. Yani Emre'den maksimum verim almak için  şu an ki Galatasaray'ın 4-3-3 gibi bir sistem kurması lazım ki  o da şu anda pek mümkün değil. Ayrıca sağ kanatta Hamit'in artan performansı ve içeri kat edeişleriyle Eboue'nin bindirmeleri de görünce, Galatasaray için en uygun sistemin geçen sezondan gelen (4-4-2) sistem oduğunu söylemek çok da zor olmasa gerek.

Ufa'nın sakatlığı demişken, Ufa gibi bir tecrübeyle yanyana oynamanın Semih için ne büyük bir şans olduğu bugün çokdaha net görüyoruz. Geçen sene Reyes ve Forlan'ın bonusu olarak düşünüp burun kıvırdığımız Çek yıldız, takıma kattığı büyük değerin yanında Semihin çıkışında da tecrübesi ve yeteneğiyle çok büyük bir paya sahip.Eğer Semih'e, Sevet veya Gökhan'ın yanında forma verilseydi bugün kendini bir takasın içinde ya da PTT birinci ligde kirada bulabilirdi. Benim Şampiyonlar Ligi'ndeki stoper tecihim, çabukluğu, tek hamleli olmayışı ve bazen kendine aşırı güveni paslarda hatalar yapmasına sebep olsa da de teknik kapasitesinin Semih'e göre yüksek oluşundan ötürü Dany. Semih ise yerli pasaportu ve potansiyeliyle ligde ilk onbirde daha fazla şans bulacaktır.( Tabi ki bir stoper transferi yapıldığı var sayılınca)

Bir diğer kaos bölgesinin hücum hattı olduğu açık bir şekilde bugün ortaya çıktı. Sezon başında bir çoğumuz Elmander, Burak ikiisinin kadronun açık ara iki ismi olacağı Umut'un ise iyi bir alternatif olarak sezon boyu kadroda kalacağı ve sezon sonunda Fransa'ya geri döneceği düşüncesindeydik. Fakat Uumut'un sezona fırtına gibi başlaması tüm hesapları alt üst etti. Yakın zaman için formalardan birini Umut kapmış görünüyor. Diğer forma için Elmander ve Burak arasında çekişme bir süre daha devam edicek.

Ben Burak'ın transerini Galatasaray'ın geçen sene eksikliğini yaşadığı deplasman golcüsü eksikliğini kapatması açısından çok önemli buluyrum. Elmander raikbi pres gücüyle zorlayan ve takımın rakip sahaya çökmesini sağlayan, takım sıfıra indiğinde çok etkili olan bir oyuncu. Ligin en iyi şutörlerinden de biri. Burak ise rakip öndeyken, savunma arkasına müthiş koşular yapan, gol bölgesine çok çabuk gelebilen, fizik gücü yüksek ama Elmander'in yırtıcılığından uzak bir forvet. Umut ise Elmander ve Burak'ın ortasında ne Elmander kadar yırtıcı ne Burak kadar süratli olan ama ikisinin özelliklerine de belli ölçüde sahip olan bir santrafor.

Elmander sezon sonu yaşadığı sakatlığın olumsuz etkilerinin fiziksel anlamda hala taşıyor olsa da Şampiyonlar Ligi 'ne kadar hazır hale geleceğini düşünüyorum. Fiziksel olarak hazır hale geldiğinde santrafor tercihleri Fatih Hoca için daha zor bil hal alacak. Bu günkü maçı ele alırsak, hücum hattında mutlaka Burak olmaıydı. Zira Bursa, savunmayı kalesine 40 metre civarında kurarken bizde bu mesafe maksimum 25 metredeydi. Orta sahamız Emre, Hamit, Melo ve Selçuk gibi statik oyunculardan kurulu olunca Elmander gibi rakip kaleye yakın oynamayı seven bir oyuncunun işi hayli zor oldu. Maç içinde daha çok orta saha civarında topla buluşan Elmander çok da etkili olamadı. Bu günkü onbir tercihini Hoca'nın iyi giden düzeni bozmama geleneğine bağlıyorum. Zira Burak, Bursa skoru 1-1 e getirip savunmayı biraz daha geri çektiği dakikalarda oyuna girmesine rağmen savunma arkasına atılan paslarda ne kadar etkili olduğunu bizlere hatırlatmayı es geçmedi. İkinci gol yine Burak'ın savunma arkasına yaptığı bir koşu neticesinde geldi. Attığı gol de kaymak oldu.

Benim fikrim ilerleyen dönemlerde Elmander fiziksel anlamda eksiklerini giderince onbirin değişilmezi olacak diğer forma ise rakibe göre Burak ve Umut arasında değişecektir.

Devler Ligi'ne daha zaman var. Bu günlük sadece büyük heyecan öncesi takımın durumundan bahsedelim. Gurubumuzu ve gruptaki durumumuzu daha sonra ele alalım diye düşündüm.

SON OLARAK KAFAMDAKİ ŞAMPİYONLAR LİGİ KADROSU


                                                          
                                                                 MUSLERA
                                                     
                         EBOUE        -       TOURE        -      DANY       -       BALTA

                                                                 
                                                        MELO
                                                                              SELÇUK
   
                         HAMİT                                                                     AMRABAT
                                         
                                          
                                                     BURAK(UMUT)
                                                                                   ELMANDER
                                 

19 Ekim 2009

ŞAMPİYON OLDUNUZ MU ?

Fazla değil birkaç hafta önce Erhan Altın'ın görevine son verildiği zaman yazmıştım. "Artık Şampiyon Olursunuz" diye. Nurullah Sağlam neden istifa etmiş bilmiyorum ama Lafı uzatmaya gerek olmadığı aşikar.

ÖNCE KAFALAR DEĞİŞMELİ !!!!!

5 Eylül 2009

Artık Şampiyon Olursunuz

Henüz Ligde 4 hafta geride kaldı ama şimdiden iki kulübümüz, hocalarıyla yolları ayırdı.

Denizlispor resmi sitesinin girişinde kullanmış bu fotografı. Zannedersiniz ki Morunho'yu getirmiş Denizlispor. Nurullah Sağlam takdir ettiğim bir antrenördür ve Ligimizin demirbaş hocaları arasında, tenzih edilmesi gerekenlerdendir ayrı konu. Benim anlamadığım Denizlispor'un Nurullah Sağlam'dan ne beklediği. Veya Erhan Hoca'da bulamadıkları neydi. Bu takımı şampiyon mu yapacaktı Erhan Hoca. Ligin ilk haftası oynanan Fenerbahçe maçı öncesi, Denizli taraftarının "Hocam arkandayız" "Hocam sana güveniyoruz" sloganları arasında gerçekleştirdiği sevgi gösterisini düşününce, üzerinden sadece bir ay geçtiğine inanası gelmiyor insanın. Açıkcası o gün Fenerbahçeli futbolculara çiçek sunan Ali İpek'in, Erhan Altın'a ne kadar tahammül edeceğini düşünmüştüm ve en azndan bir aydan daha uzun bir süre ön görmüştüm. Yanılmışım sadece dört hafta dayanabildiler. Hemde dört haftada üç maç oynamıken. Hemde bu üç maçın ikisi Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarıyken. Ve Gelen Nurullah Sağlam, onun kaderi de ErhanAltın'dan pek farklı değil aslında. Erhan Hoca'nın yaşadığını, en son geçen sene Gaziantepde yaşamıştı Sağlam. Yeniden yapılanan Antepte kurduğu takımı oturtmaya çalışırken kendini kapının önünde bulmuştu.(Aynı Antep Tabata'yı 8 milyon euroya, İsmail'i 6.5 milyon euro+Serdar Kurtuluşa sattı) Şimdi o kendisiyle aynı kaderi paylaşan meslektaşının görevini devralıyor. Ne diyelim hayırlı olsun. Umarım Denizlispor " Yeni Eski Hocasıyla" şampiyonluğa koşar...

Merak ediyorum Denilispor'la Nurullah Hoca Arasında nasıl bir diyalog geçti.


Ve bir diğer takım Kasımpaşaspor.
Geçtiğimiz hafta Lgtv ile, Kasımpaşa'da yaptığı röportajda biraz tanıma fırsatı buldum Besim Durmuş'u. Görevden ayrıldığı haberi gelmeden önce onunla ve fikirleriyle ilgili bir yazı yazmayı da düşünmüştüm.

Kasımpaşa çocuğuymuş kendisi. Eski Kasımpaşasporlu futbolcu. Büydüğü semtin takımının hocası olmaktan gurur duyuyormuş, tahmin edileceği gibi. Kasımpaşaspor'un yaşadığı imkansızıklardan da bahsetti biraz. Ama Hikmet Karaman gibi acıtasyona başvurmadan. Kasımpaşa'lı olduğundan olsa gerek, kulübün maddi problemlerini mantık çerçevesinde açıklıyor, sonuçta burası Kasımpaşa demek istiyor aslında imkanlar bukadar. Bahsettiği rakamlar ilginç. İyi bir oyuncu üçyüzbin euro diyor. toplam maliyeti beşyüzbin euro. Bizim toplam bütçemiz okadar.

Çok samimi ve çok akıllıcaydı hocanın söylemleri. Transfere milyonlar ayıran kulüplerin yanında, kendi durumarını açık yüreklilikle anlattı. Polyannacılık oynamadan, fukara edebiyatı yapmadan. Bana göre Ligimizin Fazlasıyla ihtiyaç duyduğu spor adamlarından biri.



Şimdi onun yerine Yılmaz Vural geldi. Hamasetin, demogojinin ve şovun kralı. Asansör takımların baştacı. Nedendir bimem hangi takım düşecekse bu adam o takıma gidiyor. Daha mı ucuzadüşürüyor acaba ?

Yılmaz Vural iyi hoca mıdır yoksa kötü mü ? Bilmem. Tartışmam da. Ama neden bu kadar çok tercih edildiğini çok merak ederim. En son Kocaeli'den kovulmadı mı bu adam. Kocaelini Erhan Altın da kurtaramadı. O Denizli'ye gitti ve oradan kovuldu. Şimdi Kasımpaşa'yı alt ligden getiren Besim Hocanın istifası kabul ediliyor. İnsanın kafası karışıyor.


Belki Yılmaz Hoca bir tokat da bize atarda aklımız başımıza gelir. Kafa karışıklığımızı da gidermiş oluruz bu sayede.


Yılmaz Vural'ın istikrar tablosu. Artık Kariyerinde bir de Kasımpaşaspor var

Takım Ligi Başlangıç
tarihi
Bitiş tarihi Başarı
M G B M Başarı %
Malatyaspor Süper Lig 1986 1989




Bursaspor Süper Lig 1989 1993




Gaziantepspor Süper Lig 1993 1995




Eskişehirspor Süper Lig 1995 1996 20 7 1 12 35.00
Sarıyer Süper Lig 1996 1997 21 8 3 10 38.09
Trabzonspor Süper Lig 1997 1998 29 18 6 5 62.06
Gençlerbirliği Süper Lig 1998 1998 22 6 8 8 27.27
Konyaspor 1. Lig 1998 1999




Çanakkale Süper Lig 1999 1999 10 5 0 5 50.00
Bursaspor Süper Lig 1999 2000 35 15 6 14 42.85
Denizlispor Süper Lig 2000 2001 30 12 7 11 40.00
Diyarbakırspor Süper Lig 2001 2002 13 3 3 7 23.07
Dosya:600px Rosso e Bianc (strisce).png Adanaspor Süper Lig 2003 2004 32 9 5 18 28.12
Ç.Rizespor Süper Lig 2004 2005 13 8 0 5 61.53
Ankaragücü Süper Lig 2005 2005 8 1 2 5 12.5
Antalyaspor Süper Lig 2005 2007 69 28 22 19 40.57
Manisaspor Süper Lig 2008 2008 7 1 2 4 14.28
Kocaelispor Süper Lig 2008 2009




Toplam Kariyeri
309 121 65 123 39.15

2 Eylül 2009

UFUK VE CANER

Geçtiğimiz gün oynanan Ankaraspor - Galatarasaray maçı birkez daha kanıtadı ki, Bir futbol takımı sahadaki onbirinden ibaret değil. Büyük takım olduğunuzu idda ediyorsanız eğer, kulübeniz zengin olacak. Oyuna soktuğunuz oyuncu, çıkardığınızı aratmayacak. Diriliği ve yetenekleriyle takıma direnç ve umut getirecek.
Tabi ki hocanızda bu oyuncuarı sürekli hazır tutacak.

Bana göre Glatasaray bu doğrultuda, transferin son gününde çok önemli iki transfere imza attı. Caner Erkin ve Ufuk Ceylan.
Ufuk Ceylan ve Sezer Öztürk'ü uzun zamandır istediği zaten biliniyordu Galatasaray'ın. (Sezer transferi seneye kaldı sanırım). Ufuğun gelmesi kadar giden oyuncular da beni memnun etti. Orkun, Yaser ve Mehmet Güven. Bilhassa Orkun ve Yaser, serbset dahi bırakılsa sevinirdim.

Bakalım Yaser Manisaspor'da şans bulabilecek mi?



Nuri Şahin ve Aydın Yılmaz'la beraber, Abdullah Avcı'nın Milli Takımında gördük ilk defa Caner'i. Avrupa Şampiyonu ve Dünya dördüncüsü olan takmn en önemli parçalarından biriydi. Daha Sonra Vestel Manisa ve Moskova maceraları ve bugün, Galatasaray transfer opsiyonuyla beraber kiralamış Caner'i.

Volkan Yaman'ın Eskişehir'e gidişiyle birlikte, sol bek olarak transfer edildiyse de, eskiden beri takib edenler, aslında sol bek olmadığını bileceklerdir Caner'in. Fatih Terim'in klasik arayşları sonucu, Bir süre Milli Takımda sol bek oynamaya başlamasından sonra o pozisyondada görev alsa da, iyi bir kanat hücumcusudur. Zaten bu sene Galatasarayda alternatif olmaktan öteye geçememesi muhtemeldir. İyi bir alternatif...

Caner ve Ufuk transfrleriyle brlikte, zaten çok iyi olan Galatasaray kulübesi için artık mükemmel diyebiliriz.

Ankarasopor maçındaki onbiri (G.Zan'ı da dahil edersek) asıl onbir olarak düşünürsek Galatasaray yedek kulübesi.

Ufuk Ceylan

Caner Erkin

Barış Özbek

Ayhan Akman

Aydın Yılmaz

Emre Aşık (Güngör)

Harry Kewell

Shabani Nonda

30 Ağustos 2009

SİYAHHHH !!!!!!....


Cuma gecesi, Dolmabahçede 95 gün sonra takımını ilk kez evinde ağırlayan taraftarı hariç, Beşiktaş için her şey siyahtı. Delgado'nun sözleşmesinin dondurulmasıın ardından gerçekleştirilen Tabata transferi, İnönüde sezonu karşılamanın vereceği keyfi kaçırmaya yetmesede, Bir taraftarın açtığı "Kombineyi Tabata için almadım" dövizi; BJK taraftarının bu sene girdiği piskolojinin ufak çaplı göstergesi gibiydi. Herşeye rağmen Cuma akşamı Beşiktaş seyircisi bir harikaydı.



Tabata'dan başlayalım. Tabata'ya verilen 8 Milyon Euro'luk bonservis bedelinden. Delgado'nun sözleşmesinin dondurulacağı zaten belliydi. Dondurulamasa bile her an dondurabilecekmş gibi, yerine alınacak bir oyuncuyla anlaşbilmesi için BJK li yöneticilerin önünde uzun bir zaman dilimi vardı. Zaten maç sonunda Antep teknik direktörünün söyledikleri de, Mustafa Denizlinin üç günlük süre bahanesini yalanlar gibiydi. Portekiz'liye göre bu uzun zamandır beklenen bir transerdi.

Tabata ülkemiz şartlarında, iyi bir oyuncudur. Teknik kapasitesi yüksek, dikine oynayabilen, kısacası kadronuzda bulumasını isteyeceğiniz bir oyuncu, BJK nin de böyle bir futbolcu almasına kimse bir şey demez. Ama bahsi geçen para akıl karı değil. Aldığınız oyuncu artık 30una merdiven dayamış, Türk pasaportu olmayan bir oyuncu, üstelik tirübünleri heyecanlandıracak bir oyuncu da değil. Verirsin 2 milyon alırsın Tabata'yı. Beşiktaş gibi bir takım için iyi bir alternatif olur. Rakiplerinin Elano, Anders Santos'u aldığı bir piyasada Tabata'yı yıldız diye getirirsen, Hemde Keita, Elano fiyatına; Mali porblemler bir tarafa, mantelite problemi yaşarsın. Kime açıklayabilirsin (mantık çerçevesinde) Elano fiyatına Tabatâ'yı getirdiğinizi. Hemde 10 değil 10.5 numara aradığınız bir dönemde (10 numara merakına geri döneriz) Hemde Başkanın C.Ronaldo' yu gölgede bırakacak oyuncu alacağını idda ettiği dönemde. Sergen'in 10 numara olduğu bir Dünya'da Tabata 10.5 midir ayrı bir tartışma konusu. Boca'nın Riquelme için 6 milyon euro istediği biliniyor. Bu gün cebinzde 8 milyon euro ile Güney Amerikadan 4 Tane getirirsiniz.

Tekrar etmek gerekirse, Tabat iyi bir oyuncudur (2 milyon verildiğinde) ama Beşiktaş onun son durağıdır. Delgado ile yapılan sözleşme dondurma işlemi dei manası sözleşmenin feshidir. Bundan sonra Delgadoyu Beşiktaş da göreceğimizi sanmam) düşünüldüğünde Delgado'ya verilecek para+ Delgado'nun boşa giden bonservis bedeli 5 milyo euro + Tabata'nın astronomik bonservis bedeli 8 milyon euro. İşte tabata'nın bedeli. Muhtemelen kontratı sonunda futbola nokta koyacak, forma satışları patlama yapmayacak ve tirübünleri dolduramayacak bir oyuncuya ödenen bedel. Hayırlı olsun....

Gelelim futbola, Gaziantep maçı özelnde bakacak olursak siyah-beyaz'lıların direnci önceki maçlara nisbetle artmış görünüyor. Zira Antep'e karşı oyunun büyük bölümünde topun sahibiydi Beşiktaş. Ama hcum sıkıntısı hala sürüyor. Takmın kanatları hala işlemiyor. İsmail ve Ekrem gibi hücum gücü yüksek iki genç bekin olduğu bir takımda, kanat organizsasyonlarına katılabilecek bir hcum oyucusu olmaması üzücü. Haftalardır Beşiktaş'da sıfıra inip orta yapan olmadı. Oynunu sahanın ortasında sıkıştırıp duruyorlar. Defanstan şişirdiği toplarla 1.70 lik Nihat'ın gol pozisyonuna girmesini izliyorlar. Ben kişisel olarak Nihat'ın futbolundan zevk almam, ama Nihat'ın iyi futbolunu da tartışmam. İspanya'da yaptıklarını takfir etmemek en iyi tabirle saçmalamak olur. Ama Nihat'ın Beşiktaş'da zor gnler yaşayacağını ve zarar göreceğini en başından beri söyledim. Hatta bunun bir adım ötesinde de Nihat'ın, Beşiktaş'ın elinde ki pimi çekilmiş bomba gibi olduğunu da söyledim. Zira Nihat bekleneni veremediği her maçta biraz daha kendini ıspatlamaya çalışacak ve her maç biraz daha bozulacak biraz daha sinirlenecek, ve kulübeye çekildiği gün ise sonun başlangıcı olacak. Tabi ki beşiktaş böyle giderse. 3. hafta değerlendirmesinde bahsettiğimi konuya geri dönecek olursak, kısaca Nihat'ı bu Beşiktaş'da değerlendirmek yanlış. İmkan olsada kanadı işleyen bi takımda mesela, Fenerbahçede veya Galatasaray'da bir kaç maç oynatma şansımız olsaydı o zaman Nihat in herşeyin çok farklı olacağını görebilirdik.

Beşiltaş'ın en sorunsuz bölgeşi savunması gibi görünüyor. Toraman'ın da takıma katılmasıyla tam anlamıyla savunma kurgusu yerleşecek beşiktaşın. Hatta Sivvok'u geçen sene olduğu gibi önde bile görebiliriz.Bugne kadar çok etkili bir görünüm sergilemedi çünkü fink. Hatta Beşiktaş Cisse'yi çok arayacak gibi geliyor bana, Cisse bence Ernst geldikten sonra Beşiktaş'ın hücum gücn arttıran en önemli oyuncu konumundaydı. Şu anda Beşiktaş'a ortashada santraforla pas alverişine girip oyunu kanatlara açacak bir ortasaha ( Ayhan Akman tarzı) ve sağlam kanat organizasyonları yapabilecek bir hücum hattı lazım, Tabata ortasahadaki problemi çözebilir mi ? zaman gösterecek,

Belki Tabata'nın gelmesiyle, Tello'yu orta sahada serbest oynatmaktansa sol açıka çekmek işe yarayabilir.

27 Ağustos 2009

OKAY KARACAN ZAMANI


İnternette gazeteleri dolaşırken farkettim. Meğer Okay Karacan, Zaman gazetesine transfer olmuş. Bu gün ikinci yazısı yayınlanmış. Zaman gazetesi bana göre spor sayfasına yılın transferini ypmış.NTV' den ayrıldıktan sonra bir türlü aradığını bulamamış gbiydi zaten Karacan. Ve en son Kanal 24'ün spor müdürlüğü görevini yürütüyordu. (Hafızam beni yanıltmıyorsa) Umarım bukez her şey gönlünce olur.

Ve umarım birgün yeniden Premier Lig'i onun anlatımıyla dinleme şansını yakalarız.

Bu, bugünki yazısı
http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=885167&title=topu-oyuna-sokmak

Bu da ilk yazısı

http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=884033

21 Ağustos 2009

BJK İbrahimleri Üçledi (Yeniden)


İbrahim Kaş Beşiktaş'a geri dönmüş. Mecburi bir dönüş olmuştur İbrahim için hiç şüphesiz. Zira umduğunu bulamadı La Liga'da. Birde küme düştü takımı yetmezmiş gibi. Muhtemelen çok ses getirmeyecektir bu transfer futbol camiasında. En azından Demirören'in C.Ronaldo'yu gölgede bırakacak transferi değildir. Yine de iyi bir transfer yaptığını söylemeden geçmemeliyiz Beşiktaş'ın. Takım savunması oturmş tek takım olmasına rağmen, o bölgede kadro derinliği olmadığından bahsetmiştik sıklıkla. Şimdi hem tandemde hem bekde oynayabilecek, Türk pasaportlu, takıma yabancı olmayan, genç bir oyuncu takviye edildi oraya. Savunma hattı biraz daha derinleşti.

Geçtiğimiz sezon başında İki İbrahim arasında çıkan kava yüzünden çok başı ağrımış, sorunun çözümüyle birlikte de 2 kupa gelmişti. İbolar üç oldu. Haydi hayırlı olsun

14 Ağustos 2009

Bobo St. Ettienn'de

Gökhan faydalı olur. Bobo'nun da adı güzel.
(Sergen Yalçın)

Bir türlü beğendiremedi kendini. Neredeyse bütün ciddi maçlarda gol attı ama, bir Nobre kadar göze giremedi. Bana göre BJK kadrosunda hedef santrafor olarak oynayabilecek bir numaralı oyuncuyu satmıştır.

Beşiktaş şimdi Bobo kaitesinde br oyuncu bulmak için Bobo'dan kazanacakları paranın çok daha fazlasını harcayacak(Bulabileceklerini var sayarsak) . Büyk ihtimalle de camia Demirören'e biraz daha borçlanacak.

Tabi Demirören kalmak istemeyen oyuncuyu tutamayız diyerek, haklı çıkacaktır. Oyuncunun neden gitmek istediğini düşünmeden.

8 Ağustos 2009

Yıldıray Baştürk



İlk olarak Avusturya ile oynanan 5-0 lık 2002 Dünya Kupası Baraj maçında izlemiştim Yıldıray'ı. Ardından Leverkusen'in o müthiş sezonunda, Ballack'lı,Lucio'lu takımın 10 numarası olarak Şampiyonlar Ligi finalnde boy gösterdi. (Zidane'ın o maçtaki efsanevi demivole goünü transit geçmeyelim.) . Tabi ki 2002 Dünya Kupası.O yıllarda Ronaldinho kadar uzaktı, Türkiye'ye gelme ihtimali. Sonraki yıllarda Marcelinho ile birlikte sırtladı Herta Berlin'i üst üste Bundesligada haftanın oyuncusu seçildi. Ve 2007-2008 sezonu'nun başında Stuttgart macerası başladı. Fena sayılmayacak bir sezonun ardından,2008 Avrupa Şampiyonası Aday Kadrosu'ndan Halil ve İbrahim Kaş ile birlikte çıkartılması şaşkınlıkla karşılandı. Ve geçtiğimiz sezonun ilk yarısını sakatlılarla geçirdikten sonra sezonun kalan kısmında toparlanamadı.

Söylentilere göre Beşiktaş'la anlaşmış Yıldıray baştürk. Bir kaç yıl önce muhteşem bir transfer olarak değerlendirileblecek bu transfer, bugün başarısız Deco ve Elano girişimlerinin ardından son alternatif olarak gerçekeleşiyor. Yıldıray'ın eskisi kadar gözde olmadğı gerçek. Zira dönemin şaşalı Galatasaray'ının kendini beğendiremediği Yıldıray'a, bugün Ekişehirspor 3 yıllık teklif yapabiliyor.

Her şeye rağmen kumaşı sağlam, tekniği yüksek , etkili driplingler yapabilen, oyunu dikine oynayabilen bir oyuncu. Denizlinin 10,5 numara tarifine uyduğunu da söyleyebiliriz. Umarız sakatlıkları nüksetmez.



Ben yine de 10u Brezilya maçında Hasan'a yaptğı müthiş asistle hatırlamak isterim.

31 Temmuz 2009

Üst Olur

Ve Galatasaray, bombaların en büyüğünü dün, gece patlattı. Elano'yu M.City'en alan Galatasaray bu güne kadar yapılan transferlele kıyaslanamayacak bir transfere imza attı. Elano hakkında fazla birşey söylemeye gerek yok sanırım. Sambacının da gelişiyle Baros, Kewell,Keita,Arda gibi yıldız isimlerden oluşan Galatasaray hücum hattı, her nekadar rakiplere korku salacak olsada, Galatasaray'ın savunma hattına acilen takviye yapılması gerektiği gerçeği de, ayan beyan ortada.

Vel hasıl Galatasaray bu sene çok yer, çok atar.

Bu arada, Arap yağı bol bumuş diyerek eleştrdğimiz transfer manyağı, Sheikh Mansour Bin Zayed Al Nahyan dan özür dilemeyi. Ve Tabiki, birkez daha, imkansız görüneni, mümkün kıldığı için Haldun Üstünel'e teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim...

Bir Savunma oyuncusu istediğimizi de tekrar hatırlatalım.