GEYİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GEYİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2012

Serbest Vuruş






Eskiden beri Blogu takip edenler bilirler. Biz bu işe 2009 senesinde biri Fenerbahçeli, biri Galatasaraylı iki arkadaş olarak giriştik. Ama zaman içerisinde Fatih'in özel işleri nedeniyle bloğa zaman ayıramaması ve gelip giden yazar arkadaşlarımın istikrar sağlayamaması sonucunda  iki Galatasaray'lı olan Hermes ve ben kaldık. İddaa konulu yazılarında yaptığı geyiklerle dikkat çeken Hermes'in maç analizlerine de başlaması, bizi bir anda Galatasaray merkezli bir blog haline getirdi ki bu çok da istediğimiz bir durum değildi. Ama 3 Temmuz sürecininin başından bu yana her ne kadar bu işe sağ duyulu olarak yaklaşmaya çalışsak da bir noktadan sonra diğer kulüp taraftarlarıyla aramıza mesafe koymak zorunda kaldık. Ve Benim yazdığım futbol ve futbolcu hikayeleri, Hermes'in İddaa konulu yazıları ve anketler dışında  diğer kulüpler hakkında pek bir paylaşım yapamaz duruma geldik. Futbol dışı gündemden uzaklaşmak, artık sadece futbol konuşabilmek arzusuyla bloğumuza rengi fark etmeksizin tutkusu futbol olan yazarlar aramaya koyulduk.

Bununla birlikte bloğu daha katılımcı hale getirmek için Serbest Vuruş isimli taraflı tarafsız herkesin sporla alakalı görüşlerini yayınlayacağımız bir köşe oluşturduk.

Daha açık bir biçimde ifade etmek gerekirse; Dünya'da veya Türkiye'de güncel olan veya olmayan her tarz ve formattaki spor yazılarınızı bu köşeden paylaşmak niyetindeyiz. Böylece hangi takım taraftarı olursa olsun hangi görüşten olursa olsun, siz değerli sporseverlerin fikirlerini, söylemek istediklerini, görüşlerini paylaşmış olacağız. Bazı arkadaşlarımız belki de tarzıyla fark yaratıp blogumuzun  yıldızı olabilecek :)) Şaka bir yana tıpkı hayatta olması gerektiği gibi blogta da daha paylaşımcı bir ortam oluşturmak derdindeyiz. Bizlere bu yolda yazılarınızı bizimle paylaşarak destek olacağınıza inanıyoruz. Kısa uzun fark etmeksizin sporla alakalı görüşlerinizi aşağıdaki mail adreslerine yollarsanız bizde serbest vuruş köşesinde sizin isminizle paylaşmaktan onur duyarız.

Yazılarınızı:  unalburak-10@hotmail.com , ubs_17@hotmail.com , ve hakanbuyukcakir@gmail.com adreslerinden e-mail youyla veya Facebook adresimizden bize ulaştırabilirsiniz.

3 Ocak 2012

FİNAL HAFTASI





Kristalografi ve üretm laboratuarı sınavları öncesi, Trabzonspor Manisaspor maçı eşilğinde Galatasaray - İBB maçına hazırlık. Final stresi, bolca ders notu ve futbol. Daha ne olsun ki?

19 Ekim 2009

BEĞENDİREMEZSİN


Galatasaray - Netanya 6-0 Rakip değil.


Galatasaray - Kayserispor 4-1 Rakip değil.


Galatasaray - Beşiktaş 3-0 ölçü değil.


Galatasaray - Trabzonspor. 4-3 bu kadar gol yememeli.


Kabul ediyorum Galatasaray dün ik yarının sponunda yediği golden sonra, gereksiz panik yaşadı. 4-2 den sonra da oyun disiplinini kaybetti.


Benim anlamadığım nokta, Galatasary hangi ligde futbol oynuyor. EPL de oynuyor da Türkiyede hazırlık mı yapıyor. Yada TSL de Man UTD var da bizmi görmedik. Ne olur Galatasaray için ölçü kabul edilecek maçlar gelsin artık.


Mesela hafta içi oynanacak Bükreş maçı ölçü sayılabilir mi ?


Lütfen bir karar verinde galibiyetlerin tadını çıkaralım. Yada Ölçü olarak kabul edeceğiniz bir kaç takımı TSL de oynamaya ikna edin. Sizin yüzünüzden kazandığımız maçlardan sonra bile keyifle uyuyamıyoruz.


Hafta sonu Fenerbahçe derbisi var. Biliyorum, biliyorum, derbiler her türlü sonuca açıktır ve ölçü olarak kabul edilmez.,..


Elinizi çabuk tutun, Tezelden cevabınızı bekliyoruz!!!


Galatasaray Taraftarı

13 Ekim 2009

Ben 10 diye Tusubasa'ya Derim


Okulların açılmasıyla farkettim ki çocukların yeni bir fenomeni var. Ben 10, suluklarda, beslenme çantalarında, devterlerinin kaplıklarında hep aynı çocuğun resmi. Tabi ki her lisanslı ürün gibi onunda çakmaları var. Sen Ben 10 yazmış basmış adam çantayı. (Bu arada kız çocuklarının tutkusu Winx Club). Anladığımız kadarıyla, bu günlerde Dünyayı bu çocuk kurtarıyor.Üstelik adı da Benjamin.

Bizim çizgi filmlerimizde çocuklar Dünya'yı kurtarmakla uğraşmazdı. Üstelik adı Benjamin'se hiç uğraşmazdı. bambaşka bir işi vardı: Kartal vuruşu.

Evet Benjamin 10 numara mı giyerdi; Hatırlamıyorum ama, Sırf o kartal vuruşu yaparken biz uyuyor olmayalım diye hafta sonları erkenden kalkar TV nin başına geçerdik.

Asıl 10 numara ise arka mahallede yetişmiş bir Japon çocuğuydu.
İsim:Tsubasa ohzora
Takım:Nankatsu/Japon milli takımı
Pozisyon:forvet
Ülke:Japonya
Hikayenin baş kahramanı olan Tsubasa, Nankatsu şehrine yeni taşınmıştır. Babası gemi kaptanı olduğu için annesiyle beraber yaşamaktadır. Annesi özel bir okula gitmesini istemesine rağmen Tsubasa, kentte bulunan bir devlet okulunu tercih eder. İyi bir futbolcu olabilme hayalini gerçekleştirmek için okulunun futbol takımına giren Tsubasa takım kaptanı olur. Nankatsu takımıyla Japonya Şampiyonası'na katılan Tsubasa'nın, şampiyon olabilmek için önünde uzun bir maraton ve mağlup etmesi gereken güçlü rakipler vardır.




Bizim için 10 numarayı değerli kılan Tusubasa'ydı. Hagi'nin formasındaki Pele'nin değil Tsubasa'nın numarasydı.


Bizim çizgi filmlerimizde çocuklar canavarlarla savaşmazdı. Futbol oynardı.

Evet, belki Fizik kurallarını hiçe sayar; Saha Tsubasa'nın ayağının altında bir koşu bandı misali kayar; Şut atıldığı anda top bir Amerikan futbolu şekli alır, Bir şut 3-5 dakika arası bir maç 200-300 dakika arası zamanda gerçekleşir; Ve bir maç 3 haftada biterdi.

Yine de severdik. Herkesin bir kahramanı vardı. Üzerinde mavi ve beyaz renkleri barındıran herhangi bir kıyafet Nankatsu forması, herkes Japon ligindeki bir oyuncu olurdu.

Çoğunluk Tsubasa olmak isterdi (Kendince Tsubasa idi)

Benim adamım farklıydı


İsim: Taro Misagi
Takım: Nankatsu/Japon Milli Takımı
Pozisyon: Forvet Ülke: Japonya



Gezgin bir ressamın oğlu olan Misagi, Nankatsu'ya taşındıktan kısa bir süre sonra Tsubasa ile dost olur. Tsubasa ile birlikte oynadığı Nankatsu forvetinde "Altın İkili" olarak adlandırılırlar. Takımdaki en centılmen oyunculardan biri olan Misagi maçlarda yaşanan kavgaların pek çoğunda ayırma görevini üstlenmiştir.


Taro Misagi ilk bölümde bir boğayı çalımlamış, o gün itibari ile (Ninja Kaplumbağa Leanardo ile birlikte) fenomenim olmuştu. Futbolu sevmemde 8 numaralı bir başka oyuncu Ünal Karaman'la birlikte başrol oynamıştı.



Bizim çizgi filmlerimizde en Kötü çocuk Huyuga'ydı. Çünkü o rakip takımdaydı ve en Japonya daki en iyi 9 numaraydı.

İsim: Kajiro Hyuga
Takım: Meiwa/Japon Milli Takımı
Pozisyon: Forvet Ülke: Japonya




Meiwa takımının saldırgan kaptanı. Uzun süre Tsubasa'nın en büyük rakibi olan Hyuga, önceleri kazanmak için her yolu denemesi sebebiyle izleyiciler tarafından sevilmemiştir. İlerleyen bölümlerde ise Hyuga'nın aslında kötü bir insan olmadığı anlaşılır. Babasız ailesini geçindirmek amacıyla futboldan arta kalan vakitlerinde çalışan ve hedefi turnuvada şampiyon olarak burs kazanmak zorunda olan Hyuga'ya zamanla sempatimiz artmıştır. Şampiyon olması ise ancak Nankatsu'yu yenmekle mümkün olacaktır.

Tabiki Jun Misugi, Hikayesi ile bizleri hüne boğam kaptan




İsim: Jun Misugi
Takım: Musashi
Pozisyon: Forvet
Ülke: Japonya

Musashi takımının başarılı forveti Misugi, gerçekte herkesten gizlediği bir kalp rahatsızlığı vardır. Bu rahatsızlığı futbol oynamasını tehlikeli hale getirdiği halde, futbola veda etmeden Nankatsu takımını yenerek Japonya şampiyonu olmak istemektedir.


Evet biz futbolu sokak arasında sevdik. Çizgi filmlerle pekiştirdik.Mahalle maçlarında çizgi film kahramanıydık. Tsubasa'ydık, Hyuga'ydık. Zidane, Ronaldo daha sonra olduk. İkiboyuttan üçüncü boyuta geçişimiz halı sahalara ayak bastığımız günlere denk geldi. Ama hiç bir zaman Misaki olduğumuz günlerin tadını vermedi.


Nankatsu hatırası





Ve Diğer Karakterler


İsim: Genzo Wakabayashi
Takım: Shutetsu-Nankatsu/Japon Milli Takımı
Pozisyon: Forvet Ülke: Japonya



Nankatsu şehrinde yaşayan zengin bir ailenin çocuğu olan Wakabayashi tenis topundan basketbol topuna kadar her türlü topu yakalıyabileceğini iddia eden bir kalecidir. Nankatsu kentine taşınan Tsubasa ile hangisinin daha iyi olduğunu görmek üzere maç yaparlar. Bu maçı Nankatsu kazanır. Ancak bu maç ikili arasındaki dostluğun temellerini atar. Bu maçtan sonra Shutetsu ile Nankatsu takımları Nankatsu adı altında birleşerek turnuvaya katılırlar.




Japonya'nın en iyi kalecilerinden biri olmasının yanısıra dövüş sanatları konusundaki bilgisi ve becerisiyle tanınır. Yarı finalde Meiwa takımının kalesine geçen Wakashimazu,oyuna girer girmez kurtardığı penaltıyla dikkatlari üzerine çekmiştir. Konuşmayı fazla sevmeyen kalecimiz Meiwa takımının agresif kaptanı Hyuga'nın korkuyla karışık saygı duyduğu yegane insandır.

İsim: Kazuo Tachibana ve Masao Tachibana
Takım: Hanawa
Pozisyon: Forvet
Ülke: Japonya




Hanawa takımının ikiz forvetleri şampiyonluk yolunda Nankatsu'nun dişli rakiplerindendir.

24 Eylül 2009

....BLOGER

Bir önce ki postta TTNET'e ilettiğimiz safiane duygularımızı, blogger'a da iletelim evvela. Malum bu fırsatı her zaman bulamıyoruz. Yaklaşık iki haftalık internet erişimi (şahsi) probleminin ardından, şimdide blogger'a erişemez olduk. Kafayı yemeye ramak kalmıştı ki; Az önce bir umut diyerek yazdım urlyi ve kendimi blogumda buldum bir anda. Aslına bakılırsa kaçırdığım bunca günün ardından bir şey yazmak gelmiyor içimden. Şimdi Avrupa Basketbol Şampiyonası'ndan mı bahsetsek? Yoksa UEFA Avrupa Liginden mi ? Şampiyonlar Liginden mi? Yoksa Estonya'nın eline bıraktığımız Afrika biletinden mi?

Real Madrid iyi başladı Barça bıraktığı yerden devam ediyor. Bir Manchester derbisi izledik ki akıllara zarar. Hepsi geçti gitti geride bıraktığımız günlerde.

Galatasaray ve Fenerbahçe altıda altı yaptılar. Beşiktaş'da kaos içinden çıkılmaz hale geldi. Daha önce bahsetmiştik Yılmaz Vural Ligimize dönüş yaptı. Tabi ki dönüşü yine MUHTEŞEM olmadı. Ama bambaşka bir Yılmaz Vural izledik, Galatasaray karşısında. Bilimsel çalışıyor artık yılmaz hoca :)). Elinde bir defter devamlı not tutuyor. E olmuyor tabi. Eğreti duruyor. Baya geyiğini de yaptık maçı izlerken. Dayak atacağı oyuncuları not alıyor, Kameralar ağız okuduğu için küfürleri yazıp oyunculara gösteriyor gibi vs. En ılımlı düşüncemi sorarsanız; elbisesiyle uyumlu kitap satın alıp, hem modaya uyan, hem entellektüel görünen kadınlara benziyordu.

Bırak Yılmaz Hoca bu ayakları.

Yeme bizi.

Kasımpaşa ise Yılmaz Vural transferi ile birlikte şampiyonluğa oynmıyor tabi. Hala sıfır puanda.

Trabzon toparlar gibi oldu. Bursa ve Eskişehir fırtına gibi. Gençlerbirliği de öyle.

Cahe'ye gelince ona ayrı bir posta değinmek lazım ama kısaca geçelim. Müthiş gol yeteneği var. Adamın vasat golü yok. Her hafta Ligin ilk beşinde.

Denizli her sene olduğu gibi. Asıl şaşırtan ise Sivas. Son iki yılda, Ligin en çok puan toplayan takımı. 6 hafta sonunda sadece 1 panda. Tek beraberliği içerde Denizli ile. Gerçekten yazık.

Son olarak 12 Dev Adam'a hem teşekkür hem de sitem ederek vesselam diyelim. Bu seferlik bukadar olsun. Aslında blogun görselini biraz değişrimek istiyordum ama malum ulaşamadık blogger'a. Sadece görselinde değil, içeriğinde de değişiliğe gideceğiz blogun. Bundan sonra amatör sporlarla ilgili içeriklere daha çok yer vereceğiz. Konuyla ilgili işin ehlini de transferetmiş durumdayız.

Yeditepe Akademik Hazırlık Kursu Ve Spor Organizasyonları, organizatörü Sinan Durmuş bundan sonra, gelişmekte olan sporlar, Olimpik sporlar ve spor organizasyonları ile ilgili, haberleri, yazıları ve yorumlarıyla blogumuzda olacak.

Görüşmek üzere

18 Eylül 2009

.......TTNET

En son 5 Eylül'de Post girebilmişim. Sağolsun Türk Telekom basit bir internet nakli girişimini, 14 Oskarlık Bir gerilim filmine çevirdi. O gün bu gündür de doğru dürüst internete de giremedim zaten. İyi küfür ettim ama kendilerine. Zaten küfür ettiğin an itibariyle de sorunların çözlmeye başlıyor. Enteresan...

Ülkemzide küfür, insanların görevlerini yapmaları konusunda teşvik edici bir işleve sahip sanırım.

Bir anlamda rüşvetle eşdeğer.

Yapılacak iş üzerinde katalizör etkisi yapıyor :)

Neyse uzun bir zaman sonratekrar evimden internete girme şansına sahip oldum.

Bu günü de ben es geçmek istiyorum.

Zaten 12 dev adam yenildi.

Trabzonspor, Antalyayı 3-1 yendi. Fena da oynamadı hani. Toparlanıyor gibi yavaş yavaş bordo-mavililer

29 Ağustos 2009

5 TE 5

-İyi akşamlar. 5 te 5 e hoş geliniz.

-Hoş Bulduk.

-Umarız iyi bir yarışma çıkarır ve Play Station'u kazanırsınız.

-İnşallah.

-Hazırsanız başlayalım.

-Hazırım.

-Öyleyse ilk sorunuz geliyor. 2008-2009 sezonu La Liga şampiyonu olan takım hangisidir?

A) Real Madrid B) Barcelona C ) Sevilla D) Valencia

- Cevap veriyorum Barcelona.

-Doğru cevap. kolaybir soruydu sanırım.

- Evet.

- İkinci sorunuz geliyor. 2008- 2009 İspanya Kral Kupası Şampiyonu kimdir?

A) Atletico Madrid B) Real Madrid C) Barcelona D) Villareal

- C şıkkı Barcelona

- Tebrik ediyorum 2. soruyada doğru cevap verdiniz.

-Üçüncü soruya geçiyorum. 2009 Şampiyonlar Ligi Şampiyonu kimdir?

A) Barcelona B) İnter C) Manchester United d) Chelsea

- A Barcelona

-Tebrkler bunuda bildniz.

- 4. Sorunuz geliyor. 2009 İspanya Süper Kuspası sahibi hangi takımdır ?

A) Sevilla B) Real Madrid C) Deportivo D) Barcelona

-Cevap veriyorum d şıkkı Barcelona.

-Tebrikler bu soruyuda bildiniz ve Finaldesiniz.

Teşekkür ederim.

Evet Final sorunuz geliyor. 2009 Avrupa Süper Kupa Şampiyonu hangi takımdır.

A) Shaktar B) Bayern Münih C) Zenit D) Barcelona

- Cevap veriyorum. D Barcelona.

-Tebrikler Bizden Playstation 3 kazandınız.

- Oley beeaaaa.

-Tebrikler 5 te 5 yaptınız. Pardon İsminiz neydi ?

- Joseph. Siz kısaca Pep diyebilirsiniz.