spor toto süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor toto süper lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2012

Kayıp Futbol


Sezonun ilk yarısını maçtan çok önce bitirmiş 22 adamın oynadığı oyun taraflı tarafsız bütün futbolseverleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Hafta içi zorlu bir kupa maçı oynayan Trabzonspor'un zaten bir puana razı bir oyun ortaya koyacağı bekleniyordu. Ama hafta içi maç oynamayan geçen hafta ezeli rakibini yenen moralli Galatasaray'ın neredeyse tek bir pozisyona bile girememesi sürpriz oldu. Kötü zeminde oynanan kötü futbol sonunda puanlar paylaşıldı. İki takımın oynadığı oyuna bakarak aldıkları birer puanın bile fazla olduğunu söylemek mümkün. Türk futboluna damga vurmuş çok şey katmış iki teknik direktörünün karşı karşıya geldiği maçta daha fazlasını seyretmek bütün futbolseverlerin hakkıydı diye düşünüyorum. 

Hafta içi zorlu bir mücadele oynayan Trabzon'un 60. dakikadan sonra fizik olarak oyundan düşeceğini tahmin ediyordum ama öyle olmadı. Galatasaray'ın rakibini yormaktan uzak futbolu Trabzon'u hem oyunda tuttu hem de galibiyet için umutlandırdı. Yapılan değişikliklerle Galatasaray'ın hareketlenmesi ve pozisyona girmesi beklenirken 60'tan sonra etkili olan ve pozisyonlar bulan taraf bordo mavililerdi. Oyuna girdikten sonra sıfır katkıyla oynayan Aydın yerine girdiği Amrabat'tan bile kötü bir performans gösterdi. Galatasaray adına sahanın en faydalı en hareketli ismi olan Hamit oyundan alınınca da takım tamamen durdu. Özellikle son bölümde Alanzinho ve Adrian'la etkili olan Trabzon baskı kursa da golü bulamadı. Maç da hak edildiği gibi berabere sona erdi. 

Bu sonuçla Galatasaray ezeli rakibiyle puan farkını 8'e çıkarma fırsatını da tepmiş oldu. Bugün galip gelmiş olsa ligde ipleri tamamen eline almış olacaktı. Yinede devreyi lider tamamlamak önemliydi. Devre itibariyle hem ligde hem Avrupa'da hedeflerimize ulaşsak da çözmemiz gereken ciddi sıkıntılar var. Kilit oyuncuların form durumunu yukarı taşımak ve en az iki takviye yapmak zorundayız. 

Artık skoru değiştirmek adına Aydın'dan Emre'den medet ummamalıyız. İlk devre işler yolunda gitti ve hem Şampiyonlar Liginde yolumuza devam ettik hemde ligi zirvede bitirdik. Ancak gerek Şampiyonlar Liginde tur atlamak gerekse ligi şampiyon bitirebilmek için takımın en az iki takviyeye ihtiyacı var. Kapanan takımlara karşı pozisyon bulamamak, dikine etkili oynayamamak, rakibin dengesini bozamamak ve topu rakip yarı sahada tutamamak Galatasaray'ın bu sezon yaşadığı en önemli sıkıntılar. Bir sol bek, birde 10 numara diye tabir edilen yaratıcı oyuncu alınmalı. Bulunabilirse de hem tecrübeli hem de kaliteli bir defans oyuncusu alınabilir. 

16 Aralık 2012

Kanarya Avı


Galatasaray Akhisar maçıyla birlikte sezonun en rahat ikinci maçını oynadı. Karşısında beklemediği kadar ürkek ve isteksiz bir Fenerbahçe bulunca zaman zaman afalladı. Maçın son bölümünde farkı açabilecek pozisyonları bulsalar da oyunu tutmayı tercih ettiler ve tepki gösteremeyen rakibini rahat bir şekilde geçtiler.

Galatasaray maç içinde sezon boyu yaşadığı önde top tutamama sıkıntısını yaşadı. Umut-Burak ikilisi önde hiç top tutamadı ve top bir o yarı alana bir bu yarı alana gidip geldi. Ancak rakip bunu kullanamadı ve Galatasaray karşısında pozisyon bulamadı.

Bu sezon iki ekibin oynadığı maçlara bakılacak olursa bu maçın pozisyon anlamında kısır geçmesi normal. Ancak derbi havasının farklı olacağı düşüncesi taraftarları beklentiye sokmuştu ama öyle olmadı. Deplasman performansı ortada olan Fenerbahçe, Gaatasaray'ın gollerine tepki veremedi. Pozisyona girmekte zorlanan iki ekibin mücadelesini daha çok isteyen taraf kazandı. Fener balı devreye girip Hasan Ali Türkiye kariyerinin ilk golünü ceza sahası dışından voleyle atmasa maç çok önce kopabilirdi. Neticede hakeden kazandı.

Maç kör döğüşü şeklinde devam ederken Terim'in Yekta hamlesi ve ortayı 3'lemesi maçın kontrolünün tamamen Galatasaray'a geçmesini sağladı. Maç başından beri yaptığı agresif hareketler ve top kayıplarıyla dikkat çeken Meireles'in kırmızı kart görmesi de zaten reaksiyon gösteremeyen sarı lacivertlileri tamamen maçtan düşürdü.

Selçuk'un muhteşem frikiği bizim için maçın en keyifli anıydı desek yanlış olmaz. İlk kez bir frikik pozisyonunda kalecinin ters köşeye gittiğine şahit oldum. Bu kalecinin Volkan olmasıysa keyfimizi katladı. Aklınca sağ köşeyi tuttuğunu gösterip Selçuk'u sola yönlendirdiğini sanan Volkan sola, top sağa gitti ve harika bir gol izledik.

Sezon başında Aykut Kocaman'a çok tepki gösterilmesi bizleri çok endişendirmişti. Ancak üst üste gelen birkaç galibiyetle hem Aykut hem biz Galatasaray taraftarı rahat bir nefes aldık. Bugün de kendisinin Galatasaray için ne büyük bir şans olduğunu bir kez daha gördük. Akhisar'dan sonra sezonun en rahat galibiyetini aldıysak kendisinin de önemli payı olduğunu belirtmeliyiz. Kendisinin 17'de16 yapabileceğine inanan taraftarlarıyla hep beraber olmalarını dileyelim. Galatasaray'ın yükünü azaltıp önünü açan bir rakibe her daim ihtiyacımız var.

Rakiplerin bu form durumu Galatasaray'ı rehavete sürüklüyor. Bu yüzden oyuncular lige konsantre olmakta sıkıntı yaşıyor. Şampiyonlar Ligi'nden elenene kadar lider olmamız durumunda şampiyonluğa çok rahat uzanacağımıza inanıyorum. Lige tam konsantre bir Galatasaray şu ortamda ligi rahatlıkla domine edebilecek güce sahip.

8 Aralık 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e15


Fenerbahçe derbisi öncesi zorlu Sivas deplasmanından 3 puanla dönmek önemliydi. Henüz maçın başında 43. Saniyede gelen gol Galatasaray için moral oldu. Bu golden sonra özellikle maçın ilk yarım saatinde Sivasspor çok etkili oldu. Özellikle Erman Kılıç bulduğu pozisyonları değerlendirebilse bambaşka bir sonuç çıkabilirdi ortaya. Ancak beraberliği yakalamasına rağmen öne geçmeyi başaramayan Sivas bir anlık duraksamanın bedelini ödedi ve yeniden geriye düştü. Bu dakikadan sonra maçın başındaki temposunu yavaş yavaş kaybetmeye başlayan Sivas ikinci yarıya da temkinli başladı. Maçın 57. dakikasında Yekta'nın güzel pasına iyi hareketlenen Umut şık bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu. Yekta, sadece goldeki katkısıyla değil maçın genelindeki güzel oyunuyla forma yarışında bende varım dedi. Bu sezon oynadığı bütün maçlarda çok faydalı olan Yekta derbi 11'ini belirlerken Terim'i epey zorlayacaktır. 

Braga maçında olduğu gibi bu maçta da Semih-Dany ikilisi çok iyi bir oyun ortaya koydular. Özellikle Dany çok kritik müdahalelerde bulundu ve sonuca direkt katkı yaptı. Bu uyum ve moral zorlu Fenerbahçe maçına olumlu yansıyacaktır. 

Geçen sezona oranla az pozisyon buluyoruz ama forvetlerimizin bitirici kimliği sayesinde çok gol atıyoruz. Ancak özellikle oyunu geride kabul eden rakiplere karşı neredeyse hiç pozisyon bulamadığımız maçlar oluyor ve önemli puan kayıpları yaşıyoruz. Bugün gerek erken bulduğumuz gol, gerekse hiç geriye düşmemiş olmamız galibiyeti getiren etkenlerdi. Yinede maçın ilk yarım saatindeki oyun düşündürücüydü. Neredeyse hiç topu ilerde tutamadık. Bu sıkıntıyı Umut Burak ikilisinin oynadığı bütün maçlarda yaşadık. Hakan Balta'nın formsuzluğuna önünde oynayan Amrabat'ın düşük savunma katkısı eklenince o kanattan çok pozisyon verdik. Bunların birinde Balta sarı kart gördü ve derbide cezalı duruma düştü. Tabii Hakan'ın form durumu düşünüldüğünde bunun ne derece ceza olduğu da tartışılır. 

Bugün net bir skorla kazanmamıza rağmen ben hala orta alanı üçlememiz gerektiğini düşünüyorum. Braga maçının ilk yarısında olduğu gibi bu maçın ilk yarım saatinde de orta saha üstünlüğü hep rakipteydi. Orta alanı üçlememiz hem defansı hem takımı hemde Selçuk'u rahatlatacaktır. Selçuk'un bu seneki etkisiz oyununun nedeninin rakibe orta alanda üstünlük kuramamamız olduğunu düşünüyorum. Geçen sene Elmander-Baros, Elmander-Necati ikililerinin orta alana katkıları tartışılmazdı ancak Umut-Burak ilerde top tutabilen orta alana yaklaşıp pas yapabilen forvetler değil. Bu yüzden rakiplerimize orta sahada bir türlü istediğimiz üstünlüğü kuramıyoruz. Bunu orta sahayı üçleyerek çözersek hem kolay gol yemeyeceğimize hemde hücumda daha etkili olacağımıza inanıyorum. Bunları sezon başından beri üçbinbeşyüzüncü kez söylüyoruz ama olsun. Kaybetsek de kazansak da biz gördüğümüzü söylemeye devam edeceğiz. 

30 Kasım 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e14


14. Hafta mücadelesinde Galatasaray'ın konuğu Gaziantepspor'du. Bu sezon konukseverliği ve cömertliğiyle dikkat çeken sarı kırmızılı ekibimiz ligde zor günler geçiren Antep'i de eli boş göndermedi. 
Umut-Burak-Amrabat üçlüsünün ilk 11 başladığı her maç gibi bu maçta tenis maçı havasında başladı. Top bir o yer alanda bir bu yer alanda gidip geldi. Topun rakip yarı sahada kalmasını sağlayamayan Galatasaray doğal olarak pozisyon bulmakta zorlandı. Bununla birlikte rakibin yarı sahasından kolayca çıkmasına mani olamadı ve defansta ciddi sıkıntılar yaşadı. Bunun en önemli nedeni başta da dediğim gibi Amrabat-Umut-Burak üçlüsünün rakibi rahatsız eden, oyununu bozan, topun rakip sahada kalmasını sağlayabilen tipte hücum oyuncuları olmaması. Bugün sahada tank Cris'de olsaydı ilk yarıda havluyu atmıştık. Semih Dany olunca en azından devreyi gol yemeden bitirdik. 

İkinci yarıya iki yerinde değişiklikle başlayan Terim, Elmander ve Engin'i sahaya sürdü. Bu değişikliklerle maçın şekli değişti ve Galatasaray rakibini kendi yer alanına hapsetti. Böyle olunca pozisyonlarda beraberinde geldi. Ancak, golü bir türlü bulamadık. 5 dakika içinde Muslera ve Eboue'nin sakatlık yaşaması konsantrasyonumuzu bozdu ve yine pozisyon yokken rakibin uzaktan çektiği cılız şut defansa çarpıp gol oldu. Gol gelmedikçe gerilen takımımız golü de kalesinde görünce iyice demoralize oldu. Tekrar toparlanıp golü bulsak da galibiyet için yeterli olmadı. Hakem iyi bir yönetim göstermese de Melo'nun aşırı tepkileri sorumsuzcaydı. Son haftalarda olumlu sinyaller veren Melo maalesef kendisine güvenenleri yine üzdü. Engin 11 maçlık cezasından zerre ders almamış görünüyor. Yine her kararda hakeme koştu. 

Bugünkü puan kaybında Terim'in kadro seçiminin de büyük payı var. Umut-Burak ikilisinin 4-4-2'nin ileri ucunda birlikte oynayamayacaklarını defalarca görmemize rağmen yine bu ikiliyle başlaması rakip üzerinde baskı kurmamızı engelledi. Nitekim yine pozisyon bulamadan devreyi tamamladık. İlk yarıdaki etkisiz oyunumuz haliyle rakibin direncini ve umutlarını artırdı. Oyuna Elmander'le başlamış olsaydık maç buralara gelmeyebilir rahat bir galibiyet alabilirdik. 

Takım olarak etkisiz oynuyoruz ama Selçuk İnan'ın inanılmaz düşüşü de dikkat çekici. Oyun içinde sürekli kayboluyor. Bir türlü kendini toparlayamadı. Bugün Hamit'te etkisiz olunca puan kaybı kaçınılmaz oldu. Yine ligde çok kötü maçlar çıkaran Eboue yine sahanın kötülerindendi. Şampiyon takımın iskeletini oluşturan Selçuk-Melo-Eboue kötü oynayınca Elamder'de yedek olunca oyun anlamında hiçbir şey ortaya koyamıyoruz. 

24 Kasım 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e13


Galatasaray bugün Elazığ'da 3 puan kazandı belki ama Terim'in kadro tercihi gelecek için düşündürücü. Takımın Şampiyonlar Ligi maçları öncesi ve sonrası yaşadığı konsantrasyon sıkıntısı ve puan kayıpları ortadayken Terim'in böyle büyük bir rotasyona gitmesi zaten ligde isteksiz görünen oyuncularda hoca da ligi fazla önemsemiyor algısı oluşturabilir. Kaldı ki, bugünkü kadro tercihleri Terim disipliniyle bağdaşmıyor. Manchester maçında maç eksiği bariz görülen Engin, fizik olarak hazır görünmeyen Elmander ve tank Cris tercihleri rakibi küçümsediğinin açık göstergeleriydi. Zaten Selçuk Hamit gibi önemli eksiklerin olduğu bir günde yapılan bu rotasyon özellikle Avrupa maçlarının olduğu haftalarda takıma olumsuz yansıyacaktır. Haftada 3 maçı mental olarak yalnızca takımın değil İmparatorun da kaldıramadığını düşünüyorum. Yanlış kadro seçimi yanlış oyuncu değişikliklerini de beraberinde getirdi ve 3 puanı futbol sahalarında az rastlanır bir pozisyonla kurtardık. Terim'in bu tercihlerinin asıl nedeni yaklaşan Afrika Kupası öncesi Dany ve Eboue'nin alternatiflerini hazır tutmak da olabilir. Yinede neden ne olursa olsun bu rotasyonun yanlış olduğunu düşünüyorum. 

Maça bakarsak ilk yarı Galatasaray'ın birkaç pozisyonu olsa da genel olarak sıkıcı temposuz bir oyun vardı. İkinci yarıya daha hareketli başlayan Galatasaray golü bulmakta gecikmedi. Ancak, girdiği pozisyonları cömertçe harcayan ekibimiz son dakikada defansımızın arkasına atılan bir topla pozisyon verdi ve az daha bir puana razı olacaktı. Maça damgasını vuran penaltı ve kırmızı kart gören :Muslera'nın yerine kaleye geçen Melo'nun kurtarışı çok önemli 2 puanı kurtardı. Sevindirici olan Yekta'nın güzel oyunu ve Melo'nun her geçen gün hazır hale gelmesiydi. Kurtardığı penaltı da Melo için moral olup iştahını daha da artıracaktır. 

Emre Çolak, Aydın, Cris, bu takımın oyuncuları değil. Bunu sezon başından beri defalarca yazdım. Her forma bulduklarında da söyleyeceğim. 

İbrahimoviç'in rövaşata golü, Almeida'nın ayağıyla gol atması, Bekir'in rövaşata golü derken Kasım ayındaki sıra dışı futbol olaylarına Melo'nun kurtardığı penaltı da eklenmiş oldu. 

11 Kasım 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e11


Öyle haftalar vardır maç hakkında konuşmak bile istemezsiniz. Bunun sebebi gönül verdiğiniz takımın puan kaybetmesi değil, mücadele etmemesidir. İşte biz Galatasaraylılar için öyle bir maçı geride bıraktık. Rüya takımımız, bu sene kümede kalma mücadelesi vereceğinin sinyallerini veren Mersin İ.Y. karşısında varlık gösteremedi ve 1 puana razı oldu.

Şampiyonlar Liginde şanssızlığımızı kırıp, önemli bir galibiyet aldık. Ancak önümüzde çok kritik ve zorlu iki maç daha var ve grupta sonuncu olma ihtimalimiz hiç de az değil. Buna rağmen sahaya bakıyoruz, ben Avrupa takımıyım ne işim var Mersin'de havasında 10 oyuncu. 10 oyuncu diyorum çünkü maçı ciddiye alıp mücadele eden bir isim vardı sahada o da; Hamit Altıntop. Sonradan oyuna girip hiçbir varlık gösteremeyen Amrabat ve Aydın'ı da eklersek 12 isteksiz adam vardı sahada. Haliyle puan kaybı kaçınılmaz oldu. Fizik olarak değil belki ama zihin olarak haftada üç maçı kaldıramıyoruz. Bu da futbol anlayışı bakımından Avrupa seviyesinin çok uzağında olduğumuzun göstergesi.

Maça dönecek olursak ilk yarı itibariyle sabaha kadar oynansa gol olmaz havasında bir maç vardı. İkinci yarının hemen başında Umut'la gelen golse Galatasaray için büyük şanstı. Ama Galatasaray zaten isteksiz oynadığı maçta golü de bulunca kazandım havasına girdi ve belalısı Nobre de golünü atıp cezayı kesti. Maçta öylece sona erdi.

Galatasaray için sıkışık fikstür, eksik futbolcular filan bahane olamaz. Bugün ortaya konan oyun ilerisi için umut vermiyor. Özellikle defans anlamında çok büyük zafiyetlerimiz var. Cluj maçında defansın arkasına atılan her top kalemizde tehlikeli oldu. Bugün de Nduka'nın koşuları sıkıntı yarattı. Golü yediğimiz korner atışında da Nobre'yi kaçırmaları affedilir gibi değil. Nitekim kolay gol yemeye devam ediyoruz. Bununla birlikte kenardan gelen oyuncuların performansları da düşündürücüydü. Amrabat ve Aydın formayı kapma şansını ellerinin tersiyle ittiler. Forma savaşına yeniden Engin'in de katılacağını düşünürsek bu haliyle Amrabat'ın işi hayli zor. 

Elmander ve Engin'in takıma katılması oyunumuzu çok yukarıya taşıyacaktır. Özellikle kapanan rakibe karşı çok önemli iki koz olacaktır. 

2 Kasım 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e10


Takımımız 10. hafta mücadelesinde İBB'ye konuk oldu. Galatasaray için koşmadan kazandı dersek yanlış olmaz. Zorlu Şampiyonlar Ligi mücadelesi öncesi yıpranmadan maç kazanmak avantaj gibi görünse de  oyunumuzu olumsuz etkiliyor ve maç ritmi yakalamamıza mani oluyor. Bunun sıkıntısını daha önceki maçlarda da yaşadık. O yüzden ne oynanan oyundan ne de ortaya koyulan mücadeleden memnun olmadım. Bugün Galatasaray biraz iştahlı olsa maç 6'ya 7'ye giderdi. Şampiyonlar Ligi ile Süper Lig kalite açısından siyahla beyaz gibi. Şampiyonlar Ligi'nde oynanan oyun ve ortaya koyulan mücadele ne kadar üst düzeyse ligimizde oynanan oyun ve ortaya koyulan mücadele o kadar vasat. 

Bugün Belediye karşısında gösterdiğimiz mücadele Çarşamba günü oynayacağımız Cluj maçı için yetmez. Çarşamba günü Romanya'da çok daha fazlasını yapmak mecburiyetindeyiz. Cluj belki üst düzey bir takım değil ama bugünkü Belediye takımından en az 3 gömlek üstün. Romanya liginde orta sıralarda bulunan Cluj'un bile bir Süper Lig kulübümüzden 3 gömlek üstün olması aslında Türk futbolunun içler acısı halini görmek için yeterli. 

Antrenman maçından bile daha vasat bir mücadele olduğundan maçla ilgili değerlendirme yapmak da anlamsızlaşıyor. Galatasaray iyi oynamadı. Bunda skoru erken bulmasının ve rakibinin neredeyse hiç karşılık verememesinin önemli payı var kuşkusuz. Ancak Galatasaray defansı hala iyi sinyaller vermiyor. Bireysel hatalar çok fazla. Müdahalelerde uyumsuzluklar dikkat çekiyor. Sevindirici olan Eboue'nin kendini toparlaması ve yine eskiden olduğu gibi rakiplerine geçit vermemesi. Takım olarak büyük sıkıntılar yaşadığımız süreçte Yekta takım için büyük kazanç oldu. Melo ve Selçuk'un bekleneni veremediği şu ortamda orta sahada önemli işler yaptı. Bugünde iyi bir oyun çıkardı. Melo'nun formayı kapması zor görünüyor. Selçuk yavaş yavaş toparlanmaya başladı ama oyun içinde daha fazla sorumluluk alıp önceden olduğu gibi takımını yönlendirmesi şart. Çünkü Selçuk liderlik etmeyince takım, şuursuz ataklar yapan dağınık bir görüntü çiziyor. 

Kalite açısından bu kadar farklı maçlar oynamak takıma zarar veriyor. Bir türlü beklediğimiz mücadele gücüne ulaşamıyoruz. Bugün antrenman maçı kalitesinde maç oynayıp hafta içi üst düzey bir maça çıkmak dengemizi bozuyor. Bocalıyoruz. Maç ritmi yakalayamıyoruz. Bununla birlikte takımda konsantrasyon sorunu da ortaya çıkıyor. 

Umarım Cluj maçında gülen taraf biz oluruz ve Şampiyonlar Liginde gruptan çıkma umutlarımızı sürdürürüz. 

19 Ekim 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e8


Takımımız ligin 8. Haftasında Başkent ekibi Gençlerbirliği'ne konuk oldu. Maça durgun başlayan Galatasaray oyuna konsantre görünmedi. Yediği golde kendine gelmesine yetmedi ve devreyi 1-0 mağlup tamamladı. Terim, durgun ve isteksiz bir oyun ortaya koyan oyuncularını silkelemiş olacak ki, ikinci yarıda bambaşka bir oyuncu topluluğu vardı sahada. Kötü de oynasa mücadeleden hiç vazgeçmeyen Galatasaray ikinci yarıyla birlikte geri dönmüştü. Umut-Burak değişikliği de takıma olumlu yansımış ve beraberlik golü gecikmemişti. Elmander'in indirdiği topu iyi takip eden Umut, takımına beraberliği getiren isim olmuştu. Bu golden kısa bir süre sonra Elmander'in ceza sahası içinden yolladığı füze Ramazan'ın bakışları arasında ağlarla buluşmuş Galatasaray öne geçmişti. Her şey takımımızın lehine gelişirken Terim'in Eboue-Aydın değişikliği maçın seyrini yeniden Gençlerbirliği lehine çevirdi. O kanattan gelişen Gençlerbirliği ataklarıyla da üst üste 2 gol yiyip yeniden geriye düştük. Eğer Eboue'nin bir sakatlığı yoktusa Terim'in çok büyük bir taktik hata yaptığını söyleyebiliriz. Eboue, iyi bir maç çıkarmıyordu belki ama yinede aksayan defans içinde varlığı bile takım için çok önemliydi. Elbette yediğimiz golleri yalnızca bu değişikliğe bağlamak hata olur. Ujfalusi'nin sakatlığından bu yana defans kurgusunu bir türlü oturtamadık. Buna Hakan Balta'nın geçen seneki formunun çok uzağında olması da eklenince geçen sezon 18 maçta yediğimiz golü bu sezon 8 maçta yemiş olduk.

Geçen sezon yine 8.haftada Gaziantep maçıyla ayyuka çıkan defans krizini Terim, Ujfalusi'yi ortaya çekip, yanına da altyapıdan Semih'i monte ederek çözmüştü. Hatırlarsanız o haftaya kadar Ujfa defansın sağında Servet-Gökhan göbekte oynuyordu. Eboue ise sağ önde oynuyordu. Terim'in bir an önce bu defans krizini çözmesi gerek. Çünkü önümüzde çok kritik bir Cluj maçı var. Hakan Balta'nın alternatifinin Riera, Ujfalusi'nin alternatifinin de Cris olmadığını önceki maçlarda gördük. Yani şu an defansımız tam bir çıkmazın içinde. Terim'in işi hiç kolay olmayacak.

Aydın Yılmaz, Emre Çolak, Hakan Balta bu takımın oyuncuları olmadıklarını bilmem kaç bininci kez ispatladılar. Terim'in artık bu oyuncularda ısrar etmemesi lazım. Riera'yı kullanabilir alt yapıdan genç isimlere şans tanıyabilir ama artık oyuna Aydın Yılmaz'ın girmemesi lazım. Geçen sezon rotasyon filan diye kullandık ama artık vites büyütmüş, hedef büyütmüş bir takımız. Artık Aydın'dan, Çolak'tan medet ummamamız gerekiyor.

Ayrıca bu maçta Selçuk'u da çok aradı takım. Özellikle ilk yarıda kimse saha içi liderliğini üstlenmedi. Kimse sorumluluk almadı. Ancak ikinci yarı Hamit liderliği ele aldı ve takımını taşıdı. Buna rağmen kolay gol yememiz elimizi kolumuzu bağladı.

Cluj maçı içinde bizi bekleyen en önemli tehlike defans olarak görünüyor. Bununla birlikte şu anda ilerde en iyi anlaşan iki isim Elmander ve Umut olarak göze çarpıyor. Cluj maçına bu ikiliyle başlamakta yarar var. Selçuk'un da takımdaki yerini alacağını düşünürsek Cluj'u yeneceğimize inanıyorum. Yeter ki kolay gol yemeyelim.

6 Ekim 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e7


Takımımız zor günlerden geçerken en son söyleyeceğim şeyi en başta söylemek istiyorum: hiçbirimiz unutmamalıyız ki; ''Galatasaray Yerde Kalmaz...'' 

Takımımız 7. Hafta mücadelesinde Eskişehirspor'u evinde konuk etti. Mücadeleye yine tutuk başlayan Galatasaray, ilk yarı boyunca pozisyona girmekte zorlandı. Hatta akılda kalan tek pozisyon yok desek yanlış olmaz. Eskişehir ekibi deplasman olmasınında etkisiyle topu rakibin kullanmasına izin verdi. Bulduğu kontrataklarla etkili olmaya çalıştı. Tello'nun defansın arkasına attığı toplarla birkaç tehlikeli pozisyon yakalasa da Galatasaraylı oyuncular savuşturmayı başardı. 

İkinci yarıda benzer tempoda başladı. Amrabat'ın oyuna girmesiyle biraz kıpırdanan Galatasaray, bulduğu ilk pozisyonu Burak'la gole çevirmeyi başardı. Bu dakikadan sonra rakibinde risk almaya başlamasıyla Galatasaray pozisyonlar bulmaya başladı. Özellikle Umut'un çıkıp Yekta'nın girmesiyle 4-3-3 düzenine geçen Galatasaray, daha etkili oynamaya başladı. Amrabat, Selçuk ve Burak'la pozisyonlar bulmamıza rağmen ikinci golü bulamadık. Son dakikalarda Selçuk ve Cris'in zincirleme hatalarıyla gelen golle de beraberliğe razı olduk. 

Alınabilecek bir galibiyet belki moralleri düzeltecekti ama oynanan oyun yine kimseyi tatmin etmemiş olacaktı.  Umut-Burak ikilisiyle 4-4-2 oyun düzeninde başarılı olamayacağımızı haftalardır ısrarla vurguluyorum. Umut Burak ikilisi sahada olmasın demiyorum ama bu ikiliyle sahadayken 4-4-2 ısrarını anlamıyorum. Önde bu ikili varken hem çok pozisyon veriyoruz hemde pozisyona giremiyoruz. 80. dakikada Yekta'nın girmesiyle 4-3-3'e döndük ve maç boyu girdiğimiz pozisyondan daha çok pozisyona girdik. Bireysel hatadan yediğimiz gol aldatmasın kimseyi. 4-4-2'nin temel taşı Elmander olmadan 4-4-2 oynamaya çalıştıkça puan kaybediyoruz. Özellikle Elmander'in olmadığı maçlarda 4-3-3 gibi varyasyonları uygularsak bütün oyuncuların performansını artırabiliriz. Ummut-Burak ikilisi önde oynadığında top rakip yarı sahada kalmıyor. İkisi de sırtı dönük top alabilen top saklayabilen takımı o bölgede tutup orta sahayı hücuma dahil etmeyi becerebilen tipte oyuncular değil. Topun o bölgede kalmaması orta sahamızın da hücuma katılmasını engellediği gibi rakibin çok pozisyon bulmasına ve defansımızın eksik yakalanmasına da neden oluyor. Selçuk-Melo ikilisi de bu yüzden çok pasif kalıyor. Takım olarak ayağa kalkmamız ve yeniden keyif veren bir takım olabilmemiz için ya Elmander'in dönmesi yada Elmander'in olmadığı maçlarda Terim'in 4-4-2 ısrarından vazgeçmesi gerekiyor. 

Cris gibi ağır bir defans oyuncusunun neden hala forma bulduğunu anlamakta güç. Dany ve Semih'in iyi bir ikili olduğunu düşünüyorum. Eğer bu oyuncu tipleriyle 4-4-2 oynamaya çalışma ısrarından vazgeçersek onların performansı da artacaktır. Yani çok pozisyon vermemizin nedenini defansa bağlamak haksızlık olur. Galatasaray takım olarak kötü oynuyor. Bence bunun en önemli sebebi de tekrar tekrar söylüyorum; mevcut oyuncu tiplerinin 4-4-2 dizilişine uygun olmamasıdır. Eğer Terim bunu görmemekte ısrar edecekse, Elmander'in bir an önce iyileşip takıma dönmesi ve bir daha sakatlanmaması için dua etmekten başka yapacak bir şeyimiz kalmıyor. 

Muslera için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Bu ligin çok üstünde bir kaleci. Yaşının da genç olduğunu düşünürsek maalesef elimizde tutabilmemiz zor görünüyor. Geldiği ilk sezonda Galatasaray kulübünde iz bırakanlar arasına girmeyi başardı. Umarım hep takımımızda kalır ve daha nice kupaları bu forma altında kaldırır. 

28 Eylül 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e6


Yol kazası. Yazı dizisi yazıyor olmasaydım bugünkü yazımın başlığı bu olurdu. Takımımız şampiyonluk yolunda ilerlerken zorlu maratonda bu tip kazalar yaşayacaktır. Ancak rehavet konsantrasyon eksikliği ile birleşince hiç alışmadığımız bir Galatasaray seyrettik. Bizi üzende skordan çok ortaya konan/konmayan mücadele oldu. Alıştığımız Galatasaray mağlup olduğunda da keyif veren sonuna kadar mücadele eden bir takımdı. Hafta içi çıkacağımız Şampiyonlar Ligi mücadelesi filan bizim için bahane olmamalı. Her maçı aynı konsantrasyon aynı tempoyla oynayabilmeliyiz. Avrupa takımı olmak, üst düzey takım olmak bunu gerektirir. 

Takımın lideri Selçuk bile tutuk ve isteksiz bir oyun ortaya koyunca mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Neredeyse Elmander dışında kendinde olan oyuncu yoktu. Onu da Terim 60'tan sonra oyundan aldı. Elmander oyunda kalsa daha iyi olurdu belki ama takım olarak isteksiz olunca pek fazla bir şey değişmezdi diye tahmin ediyorum. Onun dışında Cris'in performansı hayal kırıklığıydı. Defansı önde kuran bir takım olduğumuzdan Cris gibi ağır oyuncular sistemimize uyan tipte oyuncular değil. Özellikle hızlı oyunculara sahip Braga ve Cluj takımlarına karşı başımıza çok iş açabilir. Bunu Orduspor'un 2. golünde daha net gördük. Amrabat'ın defansa hiç katkı vermemesi özellikle Hakan Balta'nın önünde oynadığı bölümlerde takımı çok zor durumlara düşürdü. Aydın'la kanat değiştirip Eboue'nin önüne geçince biraz dengeledik. Eğer Amrabat Galatasaray'da kalmak ve devamlı forma bulmak istiyorsa defansa katkı vermek zorunda. Defansa katkı vermeden hiçbir zaman üst düzey bir oyuncu olunamayacağını aklına sokması gerek. 

Selçuk'un tutuk olduğu bir maçta Hamit gibi lider özellikli hırslı bir oyuncumuzun maçın henüz başında sakatlanması takımı olumsuz etkiledi. Önceki iki haftada alınan rahat galibiyetler sonrası dikkat çektiğimiz rehavet tehlikesi maalesef gerçek oldu ve Ordu'da üç puan bıraktık. Takım olarak kazanma arzusundan yoksunduk. Nihayetinde daha çok isteyen daha iyi mücadele eden kazandı. 

Yolun başında gelen bu tip tokat niteliğindeki mağlubiyetler iyidir. Üst üste rahat kazanılan Antalya ve Akhisar galibiyetlerinin yarattığı rehavetin bedelini ödedik. Maçları rüya takımların değil, mücadele edenlerin kazandığını görmemiz açısından iyi oldu. Maçlar sahada kazanılıyor rüya takımda olsanız mücadele etmeden kazanamazsınız. 

Elmander dışında takım olarak isteksiz oynadığımızdan her maçın ardından yaptığım oyuncu performans değerlendirmelerini yapmayacağım. 

Bu maçı unutup Braga maçına konsantre olmalıyız diyeceğim ama zaten hepsinin aklı o maçtaydı. Umarım herkes bu maçtan gereken dersi çıkarır. Avrupa maçları, zorlu fikstür, hakemler filan Galatasaray kulübü oyuncularının bahanesi olamaz. 

24 Eylül 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan s2e5



Takımımız STSL 5. Hafta mücadelesinde Akhisar Belediyespor'u Arena'da konuk etti. Zayıf rakibi karşısında rotasyona giden Terim, sürpriz denilebilecek bir kadro tercih etti. Zorlu maratonun başladığı dönemde rakibin zayıf olmasını fırsat bilen Terim, bütün oyuncuları hazır tutabilmek için daha önce fazla forma şansı bulamayan oyunculara yer verdi. Bu tip tercihlerin avantajları olduğu kadar dezavantajları da vardır. Forma bulamayan oyuncular için moral olsa da; ilerleyen maçlar için rehavet yaratabilir. 

Rakip Süper Lig kalitesinden uzak olduğu için antrenman havasında geçen bir maç olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle 3-0'ın ardından kedi-fare oyununa dönen bir maç seyrettik. Galatasaray ilk golü bulana kadar pozisyon bulmakta zorlandı. Bunun en önemli nedeni, forvetlerimizin önde top tutabilen isimler olmamasıydı. Özellikle Sercan top tutmak bir tarafa top kontrolünde bile sıkıntılar yaşadı. Önde top bizde kalmayınca rakip sahaya yerleşemedik. Sercan yerine Elmander'le başlasaydık daha fazla pozisyon bulup daha farklı bir skor yakalayabilirdik. Ancak, zorlu Manchester mücadelesi sonrası hedef 3 puan ve forma şansı bulamayan isimleri hazır tutmaktı. Bunda da başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. 

Maç antrenman havasında geçtiğinden takım değerlendirmesinden çok bireysel performans değerlendirmelerinin üzerinde durmak daha doğru olur. 

Muslera: Geçen sezon en iyi yaptığı şey topu oyuna sokmadaki başarısıydı. Bu sezonsa yaşadığı en büyük sıkıntı topu oyuna sokma olarak göze çarpıyor. Kaleciliği döneminde bu işi en iyi yapabilen isimlerden olan Taffarel'le çalıştığından kısa sürede bu sıkıntıyı aşacağını sanıyorum. Defans oyuncularına olduğu gibi kendisine de fazla iş düşmedi. 

Eboue: Kendisini üzmeyen isimlerden biriydi. Alıştığımız o kanat bindirmelerini fazla seyredemedik. Açıkçası ihtiyacımız da olmadı. O da bunun bilincinde olacak ki, kendini yıpratmamayı tercih etti. 

Dany: Topla oynamayı çok seviyor. Bu maçta da topla oynama sevgisi pahalıya mal olabilirdi. Topla gereksiz oynadığı birkaç pozisyon dışında kendisinden bekleneni yaptı. Riera'nın yaptığı pozisyon hatalarını kapatmakta kendisine düştü. Rakip ilerde çoğalamadığından bu görevi de yerine getirirken zorlanmadı. Artık rakip kim olursa olsun topla gereksiz oynama alışkanlığından vazgeçmesi gerek. Zaten Terim'de gerekli uyarıları yapacaktır. 

Cris: Kendisine fazla iş düşmedi. Takıma uyumu açısından böyle maçlar önemlidir. Konsantrasyonu üst düzeydi. Pozisyon hatası yapmadı. Hava toplarında başarılıydı. 

Riera: Bugün sol bekte Hakan Balta'nın yerine görev aldı. Rakip zayıf olduğundan o bölgede sırıtmadığını söyleyebiliriz. Buna rağmen pozisyon hatalarından dolayı rakip takım oyuncularını sık sık arkasına kaçırdığını gördük. Bu pozisyonları Dany'nin koşularıyla tehlike oluşmadan önledik. O pozisyon için iyi bir alternatif olabileceğini düşünmüyorum. 

Hamit: Maçın en iyilerinden biriydi. Rakibin zayıf olması konsantrasyonunu etkilemedi. Her şeyini ortaya koydu. Her hafta daha iyi oynamaya devam ediyor. Özellikle Manchester maçında gösterdiği performans göz kamaştırsa da henüz yüzde yüzle oynamadığını söyleyebiliriz. Çok kısa zaman sonra takıma çok daha fazla katkı verecektir. 

Melo: Geçen sezon ki performansını henüz yakalayamadı. Onun göstereceği performans takım için büyük önem taşıyor. Bu yüzden Fatih Terim ısrarla her maç 90 dakika oyunda tutuyor. Tehlikeli noktalarda ayağında topu fazla tutması rakibin defansımızı dengesiz yakalayıp pozisyon bulmasına davetiye çıkarıyor. Fizik olarak güçlendiğinde bunları da aşacaktır. Burak'ın golünde sırtı dönük pozisyonda Emre Çolak'a çıkardığı pas muhteşemdi. 

Selçuk: İyi mücadele etti. Takımın pas trafiğini kontrol etti. Rahat bir oyun ortaya koydu. Yıpratıcı Manchester maçından sonra bu tip maçları oynamak zordur. Takım rahat bir 3 puan alırken görevini başarıyla yerine getirdi. 

Emre Çolak: Sık sık göbeğe gelmesi kanat organizasyonlarımızı olumsuz etkiliyor. Fazla şey yapmaya çalışması hem kendini hem takımı olumsuz etkiliyor. Bir pozisyonda soldan bindiren Sercan yerine şutu tercih etmesi bunun göstergesi. Amrabat'ın fizik olarak hazır hale gelmesinden sonra 11'de şans bulabileceğini düşünmüyorum. 

Sercan Yıldırım: Halen top kontrolünü beceremiyor. Gol gelene kadar rakip sahada etkili olamamamızda top kontrolünü yapamamasının ve çok top kaybetmesinin payı büyüktü. Yinede attığı bir golün yanında bir golünde hazırlayıcılarındandı. Uzun maratonda zaman zaman forma şansı bulacaktır. 

Burak Yılmaz: Ne kadar iyi bir bitirici olduğunu bir kez daha gösterdi. 2 gol 1 asistlik performansıyla maçın yıldızıydı. Kadrosunda formda 3 golcüsü bulunan Terim ilerleyen haftalarda kadro seçiminde zorlanacaktır. Geçen sene yaşadığımız bitiricilik sıkıntısını Umut ve Burak'la aşmış görünüyoruz. Yinede Elmander'in 4-4-2 sistemi için ne kadar önemli olduğunu tekrar tekrar vurgulamakta yarar var. 

Amrabat: Sonradan oyuna girdi ve takımın hücum zenginliğini artırdı. Bu tip maçlarda gerek olmasa da, defansa katkı anlamında kendisini geliştirmesi gerektiğini Manchester maçında gördük. Hücum anlamında çok etkili olmasına rağmen defansa katkısı çok düşük. Fizik anlamında da 90 dakikayı kaldırabilecek seviyede değil. 

Aydın: Dengeli bir görüntü çiziyor. Oyuna girdiğinde ne yapacağı belli olmayan görüntüsünden uzaklaşmış, dengeli bir Aydın seyrediyoruz. Artık Aydın oyuna girdiğinde şunu yapar diyebiliyoruz. Bu da onun için çok önemli bir gelişme diye düşünüyorum. 

Yekta Kurtuluş: Hem sağ kanat hem de orta sahanın ortası için iyi bir alternatif olacağının sinyallerini veriyor. Sorrumluluk almaktan kaçınmıyor ve iyi mücadele ediyor. Zaten bu performansının ödülünü de sık sık forma giyerek alıyor. 

Önce Antalya sonra Akhisar üst üste rahat galibiyetler aldık. Bu da Süper Lig maçları için ilerleyen haftalarda konsantrasyon sıkıntısı ve rehavete neden olabilir. Bu tehlikeyi de takımın tecrübeli oyuncuları ve Terim'le bertaraf edeceğimize inanıyorum. Çünkü her puan altın değerinde. 

16 Eylül 2012

ŞAMPİYONLAR LİGİ AREFESİ ( ANTALYASPOR - GALATASARAY )


Beklediğimizden çok daha kolay sonuca ulaştığımız bir maç oldu. Maçın hemen başında orta sahada oyunun hakimiyetini aldık. Antalyaspor'un Selçuk'a adam adama savunmayla Galatasaray'ın oyununu bozma çabası Aydın ve özellikle Ambrabat'ın ikinci bölgede göbeğe yaklaşarak pas trafiğine katılmasıyla etkisiz hale getirildi. Umut ve Elmander'in orta sahaya müthiş desteği ve Aydın'ın topun arkasında kalma başarısı Galatasaray'ın topu rakibe vermemesini sağladı. İlk yirmi dakika gol harici net bir pozisyon bulamasa da tamamen Galatasaray'ın kontrolünde geçti. Antalyaspor ilk yirmi dakika güçlü rakibi karşısında varlık gösteremedi. Erken yenen gol Antalyaspor'u oynatmamaya dayalı oyun formatından vazgeçmek zorunda bırakınca; Yirmibeş ile otuzbeşinci dakikalaer arasında, net bir pozisyon bulamasa da, Tita'yla Galatasaray savunmasını zorlayan Kırmızı Beyazlılar duran toplarla etkili olmaya çalıştı. Bu on dakikanın sonunda  Amrabat hızlı hücumda şapkadan tavşan çıkarınca, Galatasaray Antalyaspor karşısında rahatladı. İsaac'ın saçma sapan hareketiyse Antalyaspor'a havlu attırdı.

İkinci yarıda sahada Antalyaspor adına pek birşey yoktu. Burak Yılmaz yine oyuna girdikten sonra çok etkili oldu. Dağılmış savunmanın arkasına yaptığı koşulardan ziyade gelen her topa müthiş vuruşlar yaptı. Maça girer girmez klasik bir Selçuk pasına, direkten dönen müthiş volesi maçın en güzel anıydı.  Gol bölgesi dışında topla buluştuğu pozisyonlarda topu çok akıllı kullandı ve iyi paslar attı. Müthiş bir serbest vuruşla golünü de attı. Burak kaleciyi geçtiği pozisyonda, psikolojik olarak yere düşmemek için kendini zorladı. Kaleciyi geçmesine rağmen net müdahale dolayısıyla pozisyonunu kaybetti. Ve penaltı verilmedi. Kendini yere bıraksa laf edilecek, bırakmasa penaltı verilmiyor. Sözde futbol severler şark kurnazlığını bırakmadıkça bu ülkede bazı şeyler düzelmeyecek. Umut ise maç boyu sergilediği müthiş mücadelesini golle tamamladı.

Takımda fizik gücü yükseldikçe kadro tercihleri de netleşiyor. Sol bek hariç her pozisyonda alternatifler var ve çoğu formda oyuncular.

Kartalspor maçının yıldızı Yekta'nın oyuna girmesini bekliyorduk. Öyle de oldu. Bu değişiklikle orta sahayı üçledi Galatasaray. Bursaspor maçında da bu değişimi görmüştük. Maçın rahatlığı kadroda oynamaya izin verse de oyun devam ederken bu değişiklikleri yapabilmek, büyük takımların fark yarattığı durumların başında gelir. Yekta oynadıkça Selçuk- Melo orta sahasına iyi bir alternatif olacaktır. Yekta için kadro genişliği açısından beni en çok umutlandıran oyuncu diyebilirim.

Amrabat artık Emre'den formayı almış görünüyor. Maç boyunca hem kanattan hem göbekten her pozisyonda olmaya çalıştı. Topu olumlu kulllanmak için çaba sarf etti. İyi şutlar çıkardı. Tek dezavantajı Emre kadar savunmaya katılamaması. Bu da farklı maçlarda Emre'yle yer değiştirmesine sebep olacaktır.

Aydın geçen sezon yıllar sonra ilk defa pırıltı vermişti. Bu sezon yine olumlu başladı. Her şeyden önce sadece dripling yapıp orta açarak Galataray'da kalamayacağının farkında artık. İlk yarı takım savunmasına ciddi katkı yaptı. Bir Hamit fiziğine ve savunma gücüne sahip değil elbette ama topun arkasında kalmayı başardı.Selçuk'un baskı altında olduğu dönemlerde pas trafiğine katıldı. Zaman zaman çok iyi top sakladı. İkinci yarıda pek oyunda yoktu. Çabuk yoruldu.

Eboue yine müthiş bindirmeler yaptı. Bu ligin çok üstünde bir oyuncu.

Hakan Balta standart oyununu oynadı. İlk yarı birkaç hücumda kendinden beklenmeyen koşular yaptı. Elmander'e güzel bir pas verdi. İkinci yarı gereksiz top saklama girişimleri vardı. Kartal maçı gösterdi ki; şu anda alternatifi olmayan tek oyuncu ve malesef sakat.

Selçuk için artık pek birşey söylemeye gerek yok adam adama savunmayla oynadığı dönemde dahi mükemmel oynadı. Öne geçildikten sonraysa oyunun kontrolünü tamamen eline aldı. Attığı pasların asist niteliği taşımaması tamamen şanssızlıktı.

Melo yavaş yavaş form tutuyor. Biraz daha zamana ihtiyacı var. Seksen günlük tatilin etkileri hala sürüyor. Lig için belki ama Şampiyonlar Ligi için henüz hazır olamdığı kanısındayım.

Elmander yavaş yavaş form tutanlar arasında. Onun durumu biraz farklı tabi. O her şeyini tükenene kadar veriyor. Maç sonunu getirememesi, Burak gibi bir alternatifin olduğu yerde sıkıntı değil.  Golde koşusu da vuruşu da usta işiydi. Sakatlığının ciddi olmaması sevindirici.

Maç içinde göstereceği performansı en çok merak ettiğimiz oyuncu Cris'di. Malesef Antalya'nın hücumdaki etkisizliği Cris'in fiziksel durumu hakkında fikir sahibi olamamamıza sebep oldu. Muslera'nın hatalı pası sonrası tecrubesini kullanarak aldığı faul dışında fazla iş düşmedi.

Başta da söylediğimiz gibi beklediğimizden çok daha kolay bir galibiyet oldu. Şampiyonlar Ligi için moral açısından iyi, değerlendirme yapmak için kötü bir prova oldu. 

 

27 Ağustos 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan S2E2


Galatasaray'ımız 34 haftalık periyodun 2. haftasını İnönü'deki Beşiktaş mücadelesiyle geride bıraktı. İki takımda galibiyet için sahaya çıkınca bol pozisyonlu, bol gollü keyifli bir mücadele seyrettik. Daha maçın 10. saniyesinde maçın nasıl geçeceği belli oldu dersek yanlış olmaz. Umut Bulut defansın arkasına çok güzel bir koşu yaptı kaleciyi de geçti ama filelerle buluşturmayı başaramadı. Eğer o gol olsa Beşiktaş, başa baş mücadele edemeyebilirdi. Galatasaray üst üste pozisyonları cömertçe harcayınca Fernandes faktörüyle Beşiktaş golü buldu. Bu dakikadan sonra Beşiktaş'ın kendine güveni arttı. Ters kafayla topu kendi ağlarına gönderen Melo'da demoralize oldu. Galatasaray bu gole Elmander'le yanıt verse de, Hamit'in formsuzluğu, Melo'nun henüz hazır olmaması Galatasaray'ın etkinliğini düşüren etkenlerdi. Bunların üstüne defansta yapılan bireysel hatalar eklenince Galatasaray rakibi karşısında istediği üstünlüğü kuramadı. Bütün bunlara rağmen eğer Galatasaray öne geçmeyi başarabilseydi maçı koparırdı. 

Oyuncu analizlerine geçmeden önce Beşiktaş'tan bahsetmek istiyorum. Beşiktaş, belki kadro kalitesi olarak önceki senelerin altında ama mücadele ve takım ruhu olarak önceki senelerin çok üstünde. Sahada birbirine yardımcı olan, birbirinin boşalttığı alanı kapatan, yardımlaşma gücü yüksek bir takım vardı. Belki Fernandes dışında çok kaliteli isimler yoktu Beşiktaş'ta ama birbiri için ve takım için terinin son damlasına kadar savaşan oyuncular vardı. Beşiktaş şu haliyle belki şampiyon olamaz ama terinin son damlasına kadar savaşır ve taraftara keyif veren bir oyun ortaya koyar. Ancak kulübü bekleyen iki tehlike var. Birincisi Fernandes'in takımdan ayrılma ihtimali, ikincisi Qaresma'nın takıma dönme ihtimalidir. Yönetimin bu iki kritik durumda alacağı tavır bana göre Beşiktaş'ın koca bir sezonunu etkileyecek. Eğer Fernandes'i elde tutup, Quaresma'yı gönderebilirlerse takım zirveye oynayabilir. Yok Fernandes giderse, Quaresma'nın durumu bir şeyi değiştirmez ve Beşiktaş orta sıra mücadelesi veren bir takım haline gelir. Bu maçta gösterdi ki, Fernandes bu takımın her şeyi. O yüzden yönetimin ne yapıp ne edip takımda tutması gerek. 

Galatasarayımıza dönecek olursak, önümüzdeki bir ayı ne kadar az kayıpla kapatırsak o kadar iyi. O yüzden sezon başı olması, İnönü gibi zor bir deplasman olması itibariyle bir puan için iyi diyebiliriz. Mücadele eden 11'imizi tek tek ele alacak olursak: 

Muslera: Gollerde yapabileceği hiçbir şey yoktu. Yan toplarda başarılıydı. Yine kritik müdahaleler yaptı. Topu oyuna sokmada ki başarısı zaten biliniyor. Hatta bu konuda Dünya'nın sayılı kalecileri arasında gösterebiliriz. 

Eboue: Yine çok iyi mücadele etti. Kanat bindirmeleriyle Beşiktaş'a zor anlar yaşattı. Bindirme yaptığı her pozisyon rakip kalede tehlike yarattı. Defansta kademe hatası yapmadı. Üzerine düşeni başarıyla yerine getirdi. 

Semih: Takımımızın yediği ikinci golde hatası olsa da, Beşiktaş'ın şok presinin etkisi yadsınamaz. O an orada kim olsa aynı hatayı yapabilirdi. O yüzden kendisi için rahatlıkla başarılıydı diyebiliriz. Birçok Beşiktaş kontra atağını başarılı bir şekilde savuşturdu. Geçen sene yakaladığı çizgiyi sürdüreceğini gösterdi. 

Ujfalusi: Defansın sigortası. Tecrübesiyle, başarılı hamleleriyle, topu oyuna sokma becerisiyle iyi bir performans gösterdi diyebiliriz. 

Hakan Balta: Geçen maçın yıldızlarından biri olan Hakan Balta, bu hafta takımın vasatlarındandı. Oyuna konsantre görünmedi. Aklı başka yerde gibiydi. Hele üçüncü golde yaptığı hata yenilir yutulur cinsten değildi. O golün ardından takımımızın da gardı düştü. Ayrıca geçen hafta yaptığı başarılı bindirmeleri izleyemedik. Kaptanın canı sağolsun diyelim. Uzun maratonda herkes kötü maçlar çıkarır. Sezon boyunca ona çok ihtiyacımız olacak. 

Hamit: Kariyerinin belkide en formsuz dönemini yaşıyor. Bir yıl neredeyse hiç maç oynaması onun futbolunu çok geriye götürmüş. Maç eksiği rahatlıkla fark ediliyor. Minimum bir, maksimum iki ay sonra takımın en yararlı isimlerinden biri olacak. Çünkü tanıdığımız Hamit bu değil. Takım olarak sabrettiğimize değecek. Maç eksiğini oynamadan kapatamaz. Takım için çok yararlı olacak yeter ki sabredelim. 

Melo: Tam hazır olmasa bile takıma ne kadar faydalı olduğunu oyundan alındıktan sonra daha net gördük. Uzun tatilin sıkıntısını yaşıyor. Birkaç hafta içinde hazır olacaktır. 

Selçuk İnan: Yine bütün gollerin içinde o vardı. Bir asist, bir golle oynadı. İşin istatistik yönü böyleydi. Onun dışında pas trafiğini yöneten isimdi. Aldı verdi, attı attırdı. Melo'nun çıkmasıyla orta sahanın yükü tamamen kendisine kaldı. Ve etkinliliği düştü. 

Emre Çolak: Geçen haftaki performansından çok uzaktı. İstikrardan uzak çizgisini sürdürürse formasını Amrabat'a kaptırması yakındır. Kritik bölgelerde rakip takım oyuncularına yaptığı gereksiz faullere devam ediyor. Kendisi gibi zeki bir oyuncuya yakışmıyor. Hele maçın son saniyelerinde rakip topu kaybetmek üzereyken yaptığı müdahale akıllara zarardı. Maçın son anında rakibe pozisyon yarattı. Bölgesindeki alternatifler düşünüldüğünde formayı zora soktu diyebiliriz. Nasıl geçen hafta formayı tırnaklarıyla kazıyarak kaptıysa bu haftada tam tersine formayı bırakmaya yakın bir performans gösterdi. Buna rağmen takıma çok katkısı olacak sezon içinde. 

Umut Bulut: Henüz 22. saniyede defansın arkasına yaptığı koşudaki başarısını son vuruşta da gösterebilse, sonuç çok başka olabilirdi. Başarılı performansını sürdürmeye devam ediyor. Formayı kimseye kaptıracak gibi görünmüyor. Maçın en başarılı isimlerindendi. Elmander'le çok iyi bir ikili oldular. 

Elmander: Attığı gol, gösterdiği başarılı performansla eski formuna kavuşmaya başladı diyebiliriz. Önde yaptığı pres, indirdiği toplar, attığı goldeki çabasıyla takımın iyilerindendi. Yerine Burak'ın girmesiyle önde baskı yapamadık. Yeterince top indirip, topun önde kalmasını sağlayamadık. Benim için Elmander, bu takımın olmazsa olmazlarındandır. Elbette uzun maratonda kenarda oturduğu maçlarda olacaktır ama kadroyu ben oluştursam ilk yazacağım isimlerden biridir Elmander. 

Amrabat: Oyuna yine sonradan girdi. Topu önde tuttu. Adam eksiltti. İyi paslar attı. Kendisinden bekleneni başarıyla yaptı. Elbette takıma alıştıkça çok daha iyi olacaktır. İlerleyen haftalarda Emre Çolak'tan formayı alacaktır diye tahmin ediyorum. 

Aydın: İyi bir yedek. Sanıyorum Galatasaray içinde olup olabileceği en iyi konumda bu olur. 

Burak yılmaz: Sonradan oyuna giren bir diğer isimdi. Kendisini değerlendirebileceğimiz bir oyun olmadı. Penaltı pozisyonunda kendisine bir müdahale vardı ama ceza alanı dışında gerçekleşti. Frikik olması gerekirken penaltı verildi. 

Tek tek oyuncu performansları da böyleydi. Sahada mücadele eden herkese teşekkür etmek lazım. Müthiş keyifli bir derbi seyrettik. Gole de pozisyona da doyduk. Uzun zamandır böylesi keyifli bir Gs-Bjk maçı seyretmemiştik. 

Burak'ın pozisyonunu öne çıkarmak bence sahadaki oyunculara ve bu güzel mücadeleye haksızlık olur. Tekrar tekrar iki takım oyuncularına da teşekkür edelim. 

Burak'ın pozisyonunda Escude'nin arkadan yaptığı müdahale bu açıdan daha net görülebilmektedir. 
http://s1.directupload.net/images/120826/5okphipx.swf

26 Ağustos 2012

Hermes'e Sahip Çıkın



Evet sevgili iddaa severler! İki kuponumuzun da çuvalladığı bir günü daha geride bıraktık. Fenerbahçe maçının ilk yarım saatinin sonuna kadar en azından bir kuponumun tutma ihtimali devam ediyordu. Ne var ki, Fener maçı devam ettiği sırada, diğer maçtan gelen gol haberi elde kalan son kuponun da yattığının habercisiydi. Hemen arkasından gelen Fenerbahçe golüyle de iyice moralim bozulmuş. Gaziantep bir gol atsa da biraz keyiflensem diye maçı seyrederken, stat hopörlörlerinden enteresan bir ses yükselmeye başladı. Önce spikerler dahil kimse anlam veremedi. Ancak kameralar Aziz Yıldırım'a döndüğünde neler olduğu anlaşıldı. Kadın ve çocukların ''Söyle Aykut, Alex nerede?'' tezahuratına sinirlenen efsane başkan, mikrofonu eline almış, bir gazeteciden aldığı akreditasyon kartını da boynuna geçirip, atmış kendini piste. Bu görüntünün ardından inanın gülmekten maçın kalan bölümünü seyredemedim. Maçın 3-0 bittiğini ancak kendime geldikten sonra internetten öğrendim. En son ne zaman bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Uyumak için başımı yastığa koyduğumda bile Aziz Yıldırım'ın o yüz ifadesi gözümün önünden gitmedi. 

Taraftar, Aziz Yıldırım'ı Fenerbahçe'nin önüne koyarsa elbette o da kendini camiadan ve taraftardan büyük görecektir. İşin bu kısmı elbette bizi ilgilendirmez. Ancak ezeli rakipte olsak taraftara yaptığı bu saygısızlık bir taraftar olarak zoruma gittiğinden değinmeden geçmek istemedim. 

Maç sonunda da Alex'e burası Yeniçeri Ocağı değil gibisinden mesajlar yolladı. İlahi başkan. Seni tahtından etmeye birkaç Brezilya asıllı Yeniçerinin gücü yeter mi? Sen yücesun! Sen ulusun! Haşmetlumuzu tahtından etmek isteyen bu Yeniçerilerin kelleleri tiz vurula! 

Aziz Yıldırım'ın ömrünün sonuna kadar Fenerbahçe'nin başında kalmasını dileyerek, kuponlarımıza dönelim. Yoksa, Volkan'ın beni evden aldırması yakındır. 

Banko Kupon
419  Osasuna-Barcelona                         Tahmin: H2        Oran: 1.50 
455  Valencia-Deportivo                         Tahmin: MS1     Oran: 1.30
358 Nec Nijmegen-Twente                     Tahmin: MS2     Oran: 1.70
441 Roma-Catania                                  Tahmin: MS1     Oran: 1.25 

Sürpriz Kupon
408 Bursaspor-İBB                                Tahmin: İY2       Oran: 4.25
449 Getafe-Real Madrid                         Tahmin: H0        Oran: 3.75 
438 Genoa-Cagliari                                 Tahmin: İY1      Oran: 2.55
439 Palermo-Napoli                               Tahmin: MS0     Oran: 2.90

Hermes'e sahip çıkın. İki kupon tutmadı diye yerden yere vurmayın. Bol şanslar. Keyifli Pazarlar. 

21 Ağustos 2012

Şampiyonluk Yolunda bir Aslan S2E1


Takımımız sezona Kasımpaşa maçıyla başladı. Kimimiz ekran başına, kimimiz tribündeki yerlerine aynı heyecanla geçti. Zorlu bir sezondan alnının akıyla çıkmayı başaran son şampiyonun lige nasıl başlayacağı merak konusuydu. Taraftarın genel görüşü Galatasaray'ın maçı rahat kazanacağı yönündeydi. Ancak benimde aralarında olduğum az sayıdaki Galatasaray taraftarı ise maçın tahminlerin aksine zor geçeceğini düşünüyordu. Nitekim öyle de oldu. Ligin yeni ekibi Kasımpaşa, Galatasaray karşısında iyi bir mücadele sergileyerek ligde kalıcı olacağının sinyallerini verdi. İlk defa yan yana oynayan Metin Diyadin'in talebeleri, ligin ilk karşılaşmasında taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Bir futbolsever olarak Kasımpaşa adına dikkatimi çeken rakibi oynatmamayı değil kendi oyunlarını oynamayı tercih etmeleriydi. Bu da Türk futbolu adına umut verici bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Kasımpaşa takımı kuşkusuz ilerleyen haftalarda daha iyi olacaktır.

Aslında Galatasaray'ın son durumunu süper kupa maçında görmüştük. Aşağı yukarı bütün oyuncular benzer performansı gösterdi.

Elmander, her zamanki gibi yüreğini koysa da henüz hazır olmadığı ortada. Süper Kupa maçındaki görüntüsünden daha iyi durumda olduğu söylenebilir. Eski formunu yakalayana kadar yerini Burak Yılmaz'a bırakması olası.

Dany, takımın en zayıf halkası konumunda. Yaptığı birkaç kritik hatanın ardından oyunun kontrolünü tamamen kaybetti.. Ujfa gibi tecrübeli bir isimle oynamasına rağmen yaptığı pozisyon ve hamle hataları göze battı. Kendini toparlayıp takıma faydalı olacağına inanıyorum. Ancak olası bir sakatlık durumunda Şampiyonlar Ligi için form durumunun endişe verdiği de bir gerçek.

Aydın, dün Fatih Terim tarafından 11'de sahaya çıkması bizim için sürpriz oldu. Ancak takım için önemli bir mesajdı. İmparator, formayı çok çalışıp hak edenin giyeceğini bir defa daha gösterdi. Bal yapmayan arı görüntüsünden sıyrılmış ne yaptığını bilen bir Aydın vardı dün. Fatih Terim'le birlikte çok yol kat etse de halen o bölge için yeterli değil.

Ujfalusi, her zaman hazır görüntüsüyle yine dikkat çekti. Dany'nin kötü performansı oyununu olumsuz etkilese de, yine soğukkanlı ve başarılı bir mücadele çıkardı. Yeni sezonda da takımın en önemli parçalarından olacak. Geçen sene Semih kendisiyle oynama şansını iyi değerlendirdi. Umarım Dany'de iyi değerlendirir ve faydalı olur.

Eboue, Hamit'le iyi bir ikili olacaklarını gösterdi. Hamit'le arkalı önlü oynadıklarında hücuma daha fazla katıldı ve daha etkili bir oyun ortaya koydu. Geçen sezon çok etkili olsa da, önünde oynayan oyuncuların tam kanat oyuncusu özellikleri taşımaması onun tam performansla oynamasını engellemişti. Yeni sezonda Hamit'le oynayacağından daha etkili olacağına inanıyorum. 

Hakan Balta, Fatih Terim'le kendini bulan isimlerden. Sakatlığına rağmen iyi hazırlandığı her halinden belliydi. Geçen sezon gösterdiği performansın üstüne koyan isimlerden biri görünümünde. Bu performansını sürdürdüğü takdirde, Galatasaray ve Milli Takımın vazgeçilmezi olacaktır. 

Hamit, günün bekleneni veremeyenlerindendi. Maç eksiğini kapattığında takımın önemli bir parçası olacaktır. Tecrübesiyle, profesyonelliğiyle, liderliğiyle sadece saha içinde değil saha dışında da çok faydalı olacaktır. 

Selçuk, takımın maestrosu. Atakları yönlendiren, pas trafiğini düzenleyen, defansın arkasına öldürücü toplar atan komple bir oyuncu. Dün yanında Melo'yu aramadı dersek yalan olur. Melo, onu tamamlayan isimdi geçen sene. Defans yükünü Melo çektiğinden orta sahada iki yönlü serbest oynayabiliyordu. O yüzden Melo'nun tekrar takıma katılması hem Selçuk hem takım için çok önemliydi. Yeni sezonda da takımın saha içi lideri olacak. 

Emre Çolak, yeni sezonda yedek bekleyeceğini düşündüğüm isimdi. Ancak, dün gösterdiği performansla formayı kolay kolay teslim etmeyeceğini gösterdi. Geçen sezon başarılı bir performans gösterse de, bu sezon için o performans forma için yeterli değildi. O da bunun farkında olacak ki, iyi çalışmış, kendini çok geliştirmiş. Dünkü maçın yıldızıydı. Açıkçası performansıyla beni utandırdı. 

Umut Bulut, dünkü maçın yıldızlarındandı. Süper Kupa finalinin ardından yine çok iyi bir performans gösterdi ve galibiyeti getiren golleri attı. Beni utandıran bir diğer isim oldu. Kendisinden böyle bir performans beklemiyordum. Formayı kimseye bırakacak gibi görünmüyor. Zaten bulunduğu bölgede forma kapmak oldukça zor. Fırsatı yakaladığında iyi değerlendirmek gerek. Nitekim Umut'ta bunu iyi değerlendirdi ve formayı kaptı. 

Muslera, yine çok konsantre ve istekliydi. O kaledeyken gözümüz arkada olmayacak yine. Mondragon'dan bu yana süregelen kaleci sıkıntısı kendisiyle çözüldü. Yeni sezonda da küçük elleriyle rakip takım forvetlerine duvar örecek. 

Takım olarak değerlendirirsek tam hazır olmadığımız görüldü. Maksimum bir ay sonra maç temposu da yakalandığında takımda taşlar yerine oturmuş olacaktır. Sezonun ilk maçı her zaman zor olmuştur. Rakiplerimizin puan kaybettiği haftada üç puanla sezona başlamak güzeldi. 

Fatih Terim, dün yine futbolun sadece futbol olmadığını bir defa daha gösterdi. Haber kanallarının bile tepkisizleştiği bir ortamda insanların dikkatini yaşanan acılara çekti. Kendisi Türk futbolu ve Galatasaray için çok önemli bir değerdir. Umarım ömrünün sonuna kadar Galatasaray'ın başında yuvasında kalır. 

Taraftarımızda her zamanki gibi örnek bir maç çıkarttı. Ancak sahaya giren bir taraftar tüm güzelliklere gölge düşürdü. Umarım bir daha tekrarlanmaz ve Galatasaray taraftarı geçen sene olduğu gibi rakip takım taraftarlarına öncü ve örnek olmaya devam eder. 

19 Ağustos 2012

Harçlık Katlayan


''Bu bayram da hasılat düşük'' diye hayıflanan öğrenciler için hazırladığım pazar kuponuyla, bayram harçlıkları katlanacak. 
Dün yayınladığım Cumartesi kuponuna bakıp, ''senin yapacağın kuponu mikeyim'' diye düşünmeyin. Zira 65. dakikada gelen beraberlik golü ve bir acayip kırmızı kartın ardından hepinizin aklına dünkü yazımın ve yeşil yeşil ekin tarlalarının geldiğini biliyorum. Ancak sürülen tarlalar her zaman ekin vermiyor. 
İlk kuponda kötü bir sürpriz yaşandı diye moral bozmuyoruz ve çalışmaya devam ediyoruz. Günün mana ve önemine binaen bugünkü kuponumuzun ismini ''harçlık katlayan'' koydum. 
İlk maçımızı yine hepimizin yakından takip ettiği ligimizden seçtim. İBB-Beşiktaş mücadelesi. Futbolseverlerin bildiği gibi, Belediye'nin Beşiktaş'a karşı son yıllarda ciddi bir üstünlüğü bulunuyor. İBB, Beşiktaş'a karşı oynadığı son 5 resmi maçı kaybetmedi. Bu sezon Beşiktaş'ın eski teknik direktörü Carlos Carvalhal'i göreve getiren İBB, yine maçın favorisi konumunda. Benim tahminim Samet Aybaba'lı Beşiktaş'ın, Carvalhal'in Belediyesine puan yada puanlar kaptıracağı yönünde. Carvalhal Beşiktaş'tan bildiğimiz gol sonrası deparlarına bu maçta da devam eder. 
Ligimizin en renkli taraftar grubu Boz baykuşlarda bu maçla birlikte sezona merhaba diyecekler. Yeni sezonda da her renkten taraftar tarafından ilgiyle takip edileceklerine şüphe yok. 
Boz baykuşların da desteğiyle İBB kazanır. 

388 İBB-Beşiktaş                Tahmin: MS 1  Oran: 2.55 
394 MİY-Orduspor             Tahmin: MS 1  Oran: 2.10
399 Ajaccio-PSG                Tahmin MS 2  Oran: 1.40 
383 Real Madrid-Valencia    Tahmin MS 1 Oran: 1.10 

Sevdiklerinizle keyifli bir bayram geçirmeniz dileğiyle. Bol şanslar.